Kongre İlkçağrı Broşürünü PDF olarak buradan alabilirsiniz.

BİLDİRİ TAKVİMİ (Güncellenmiştir)

Kongrede ele alınması öngörülen konularda sunulmak istenen bildirilere ait son tarihler aşağıda verilmiştir.

6 Mayıs 2022 Bildiri özetlerinin gönderilmesi
27 Mayıs 2022 Bildiri özetlerinin değerlendirilmesi ve yazarlara sonucun bildirilmesi
2 Eylül 2022 Bildiri metinlerinin gönderilmesi
3 Ekim 2022 Bildirilerin değerlendirilmesi ve yazarlara sonucun bildirilmesi
Bildiri programının yayınlanması ve yazarlara bildirimi

BİLDİRİ ÖZET FORMU

Adınız (gerekli)

Soyadınız (gerekli)

Kurumunuz (gerekli)

Epostanız (gerekli)

İş Telefonunuz (gerekli)

Cep Telefonunuz (gerekli)

Yazışma Adresi (gerekli)

Bildiri Başlığı (gerekli)

Bildiri Özeti

Diğer Yazarlar

Bildiri Özet Formu
(Word formatında bilgisayarınıza indirdikten sonra e-posta – hpkon@mmo.org.tr adresine iletebilirsiniz. Yukarıdaki form ile gönderdiyseniz ayrıca iletmeniz gerekmez.)

Bildiri Yazım Kuralları ve Örnek Bildiri
Bildiri Özetinizin kabul edilmesinden sonra kullanılacaktır.

 

HPKON2022 İçin Değerlendirilmek Üzere İletilen
Bildiri Başlıkları

  1. Endüstriyel Yağdan Su Arındırma Sistemi ve Vernikleşme Giderme Teknolojisi
    Ertan Kurt, Civan Babaoğlu – Toros Filtrasyon Teknolojileri A.Ş.
    .
    Yağdaki su ve vernikleşme sorununun oluşma nedenleri, sebep olduğu problemler ve bunlar için çözümler.
    Yağdan su ayırma teknikleri ve son teknolojiler.
    Vernikleşme giderme teknikleri ve son teknolojiler.
    Uygulama örnekleri.
    Endüstri 4.0 ile bu teknolojilerin uyumu.
    .
  2. Enerji Kazanımlı Hidrostatik İletim Sisteminde Performans ve Yakıt Tüketiminin Model Tabanlı Sistem Simülasyonu Yaklaşımı İle İncelenmesi
    Mustafa Yosun, İzzet Özcan – DTA Mühendislik
    .
    Hidrostatik iletim sistemleri, genellikle iş makinelerinde, ağır taşıtlarda, içten yanmalı motorun gücünü kontrollü bir şekilde aktarmak için kullanılır. Kullanılan teknoloji iletim sistemlerinin performansını ve enerji tasarrufunu doğrudan etkilemektedir. Sistemlerin gerçek çalışma şartlarındaki davranışına göre sistem mimarisini tasarlamak ve boyutlandırmak gerekir. Hidrostatik iletim teknolojisinin kullanıldığı bir alan olan forkliftlerin yakıt tüketimini ölçmek için standart olarak VDI çevrimi kullanılabilir. Bu çalışmada, model tabanlı sistem simülasyonu yaklaşımı ile bir hidrostatik iletim sisteminin geleneksel ve enerji kazanımlı mimarilerinin fonksiyonel modeli oluşturulmuş, standart bir çevrim süresince sistemin çalışma performansı analiz edilmiştir. Yapılan uygulamada hidrostatik iletim sistemindeki hidrolik akümülatörler ve oransal valflerinin denetimi sayesinde enerji kazanımı sağlanmıştır. Bu sayede geleneksel ve enerji kazanımlı iletim sisteminin davranışı analiz edilip, performans ve yakıt tüketimi üzerine etkileri incelenmiştir.
    .
  3. Soğutma Sistemleri İçin Özel Çözümler
    Murat Özsezer – SMC Turkey Otomasyon
    .
    Soğutma hatları, özellikle metal işleme sektöründe sürekli olarak partikül, çapak gibi materyaller barındırır. Bu materyaller özellikle akışkanın kontrolü için kullanılan ekipmanlar, ayrıca soğutulan işleme parçalarının kalitesi için olumsuz şartlar oluşturur. Filtreleme bu aşamada büyük önem taşımaktadır. Endüstriyel filtre grubu, aletsiz bakım, kendi kendine temizleme operasyonu gibi özellikler sunarak kullanıcıların proseslerini iyileştirmekle kalmıyor, bakım gereksinimlerini de minimum seviyelere indiriyor.
    .
  4. Pnömatik Sistemlerde Enerji Tasarruf Çözümleri
    Efekan Şeşen – SMC Turkey Otomasyon
    .
    Bu çalışmada, basınçlı havanın makinalardaki verimsiz kullanımından kaynaklı oluşturacağı maliyetlerden ve bu noktada enerji verimliliğine yönelik çözüm ve örneklerden bahsedilmiştir. Hava kaçaklarının nedenleri, sonuçları ve takibinin öneminden bahsedilmekle kalmayıp aynı zamanda silindir ve üfleme uygulamalarında enerji verimliliğine yönelik önerilerden ve optimum basınçta çalışmanın öneminden bahsedilmiştir. Örnekler genel olarak, konvansiyonel ürünlerin enerji verimli yöntem veya ürünlerle değiştirilmesi durumunda ne kadar tasarruf sağlatacağı konusunda bilgi vermektedir.
    .
  5. Seri Üretim Hatlarında Basınçlı Hava Kullanılarak Statik Elektriğin Giderilmesi
    Tugay Okatan – SMC Turkey Otomasyon
    .
    Üretim kalitesinin, hızının ve maliyet etkinliğinin ön plana çıktığı günümüzde, üretim hatlarındaki statik elektriğin yarattığı etkiler plansız makine duruşlarına, ürünlerin toz toplamalarına, uzun süren bakımlara ve son ürünlerdeki yüksek hata oranlarına neden olabilmektedir. Statik elektrik problemi öncelikle otomotiv, dolum, kozmetik, paketleme ve gıda sektörleri başta olmak üzere neredeyse her uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir sorun haline gelmiştir.Bu sorunun giderilmesi için makinelerin topraklamalarının iyileştirilmesi, bakır fırça kullanılması, kullanılan hammaddelerin geliştirilmesi gibi önlemler alınsa da, çoğu zaman ilave önlemler alınması gerekmektedir. Statik elektriğin azaltılması ve uygulamalardaki etkilerinin en aza indirilmesi için farklı tiplerde iyonizer kullanılması gerekebilmektedir. Üretilen pozitif ve negative iyonları iş parçalarına aktararak ürünlerdeki ve hatlardaki statik elektriği önemli ölçüde azaltan iyonizerler; farklı uzunluklarda olmak üzere bar tipi, tek noktadan üfleyen nozul tipi, yada hava bağlantısına ihtiyaç duymayan fan tipi yada benzeri yapılara sahip olabilirler.
    .
  6. Pnömatik Uygulamalarda Makina Güvenliği
    Halil İbrahim Karakelle – SMC Turkey Otomasyon
    .
    Üretim ve makine mühendisliğinde devam eden ilerleme nedeniyle, güvenlik giderek daha önemli hale geliyor. 2006/42 / EC sayılı Makine Direktifinin yürürlüğe girmesiyle, dünya genelindeki makine üreticileri, ürünlerini Avrupa’ya teslim ederken, makinelerinin tasarım ve geliştirilmesinde yeni gereksinimlere ve uyumlaştırılmış standartlara uymak zorundadır.Tehlike analizi ve risk değerlendirmesine ek olarak, güvenli bir kontrol sistemi için bir konsept gereklidir. ISO 13849-1 güvenlikle ilgili bileşenlerle ve bunların kontrol sistemleri için tasarım kılavuzlarıyla ilgilidir.Kapsamlı güvenlik mühendisliği, sistem konsepti ve tasarımıyla başlar. Potansiyel tehlikeler ve riskler ISO 12100’e göre analiz edilir. Eleme mümkün değilse, riskin azaltılması gerekir. Bu, sistemin tüm çalışma durumlarının değerlendirilmesini içerir: otomatik mod, bakım modu, temizlik vb.
    .
  7. Seri Haberleşme İle Pnömatik Sistemlerin Kontrolü
    Eren Başsaka – SMC Turkey Otomasyon
    .
    Günümüzde insanların, makine ve endüstriyel ekipmanlar ile haberleşmesi boyut değiştirerek makinelerin, insanlara ihtiyaç duymaksızın haberleştiği bir döneme geçiş yaptığını gözlemlemekteyiz. Endüstriyel haberleşmenin getirdiği kolaylıklar ve donanımsal özellikleri her geçen gün üretim kalitesini daha üst seviyelere taşımaktadır.  İnternetin insanlardan sonra cihazlar ve makineler dahil ‘nesneleri’ de kapsaması bu gelişmenin yapı taşını oluşturarak bütün toplumumuzu ve hatta hayatı değiştirmektedir. Sistemler her ne kadar genel olarak endüstriyel amaçlı geliştiriliyor olsa da, günlük hayata da bir takım etkileri olacaktır. Bu gelişmelerin üretim alanına yarattığı olumlu etkilerin neler olduğu irdelenmek istenmiştir.
    .
  8. Mobil Hidrolik Oransal Kontrol Valflerinde Kapalı ve Açık Döngü Kontrol Sistemlerinin Özellikleri, Çalışma Prensipleri ve Bunların Avantaj Dezavantajlarının Karşılaştırılması
    Burak Alkan, Uğur Yalçınkaya, Özgün Tunç – Akon Hidrolik A.Ş.
    Aytaç Gören – Dokuz Eylül Üniversitesi
    .
    Mobil hidrolik valflerin kontrol edilmesi söz konusu olduğunda, geleneksel yöntem olan manuel kontrol yöntemi teknolojinin de gelişmesiyle birlikte yerini elektronik komponentler ve bunları kontrol eden yazılımlara bırakmıştır. Bu gelişme, makine üreticilerine daha yüksek güvenlik seviyesine sahip araç üretimi, kullanıcıya ise yüksek kontrol kabiliyeti imkanı sağlamıştır.Bu çalışmaya konu olan elektronik kontrol kapalı ve açık döngü sistemlerden herhangi biri tercih edilirken, uygulanacağı sistemin niteliğine göre karar verilmelidir.Yapılan literatür araştırmaları ışığında bu iki kontrol sisteminin avantaj ve dezavantajları, kontrol kabiliyetleri ve güvenlik seviyeleri yönünden karşılaştırılacaktır.
    .
  9. Ana Kumanda Yön Kontrol Valflerinde, Yük Algılama (LS) Hattı Basınç Regülasyon Valfi İle Direk Etkili Basınç Regülasyon Valflerinin 1 Boyutlu (1D) Simulasyon Modelinin Amesim Programı İle Oluşturulması, Enerji Verimliliği Açısından Karşılaştırılması
    Özgün Tunç, Uğur Yalçınkaya – Akon Hidrolik Valf A.Ş.
    Ali Güngör – Ege Üniversitesi
    .
    Mobil iş makinaları, çalışma ömürleri boyunca önemli miktarlarda yakıt tüketimi yapmaktadırlar. Bu durum finansal boyutunun dışında çevreye olan olumsuz etkilerinden dolayı istenilmeyen bir durumdur. Dünyada geleceğe yönelik en büyük hedeflerden biri olan uygulamaların enerji verimliliği yönünden iyileştirilmesi amacına yönelik olarak, mevcut akışkan kontrol sistemlerinin de enerji verimliliği yönünden değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur.Enerji kayıpları hidrolik sistemlerin her bir komponentinde mevcut olduğundan, optimum sonuca ulaşmak için hidrolik sistemin akış, basınç ve mekanik yönden tüm kayıplarının minimize edilmesi gerekmektedir.Çalışmaya konu olan basınç regülasyon valflerinin mobil hidrolik sistemler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkiler ısınma problemleri ve kontrol karakteristiğinde sapmalar olarak ele alınabilir. Basınç regülasyon valfleri üzerinde çalışma esnasında oluşan basınç kayıpları enerjinin ısı olarak atılmasına ve bunun sonucu olarakta valfte ısınma problemlerine neden olmaktadır. Bu durum hidrolik sisteme hidrolik güç ihtiyacı yönünden yük getirmektedir.Bu çalışmada mobil hidrolik valfler üzerinde kullanılan (Ls) hattı basınç regülasyon valfi ile direk etkili basınç regülasyon valfleri enerji verimliliği yönünden karşılaştırılması yapılmıştır. Bu karşılaştırma için multi-fizik mühendislik sistemlerini 1 boyutlu olarak modellemeye yarayan Amesim yazılımı kullanılmıştır. Yazılım altyapısı kullanılarak basınç regülasyon valflerinin çalışma koşullarını simüle edebilerek lineer olmayan bir matematiksel model geliştirilmiştir. Bu simülasyon sonucunda elde edilen çıktılar karşılaştırılmıştır.
    .
  10. Mobil Hidrolikte, Elektro-Hidrolik Oransal Yön Kontrol Valf Tiplerinin Hidrolik Sistemlere Göre Seçimi, Enerji Ve Kontrol Verimliliği Yönünden İncelenmesi, Avantaj ve Dezavantajlarının Belirtilmesi
    Uğur Yalçınkaya, Özgün Tunç – Akon Hidrolik A.Ş.
    .
    Günümüzde yüksek performans makine talebinin artması, mobil hidrolik sistemdeki araçlardan kaynaklanan yakıt tüketiminin ve emisyonlarının azaltılması yönelik çalışmalar son yıllarda önemli bir konu haline gelmiştir.Akışkan güç sistemleri, mobil makinelerde onlarca yıldır başarıyla kullanılmaktadır. Makinelerin çok yönlülüğü nedeniyle, farklı uygulamalar için farklı hidrolik sistemler geliştirilmiştir.Mobil hidrolikte basınç ve akış talebi sistem içindeki çeşitli fonksiyonlar arasında büyük farklılıklar gösterir. Sistemden beklenen önemli özellikler enerji verimliliği, dinamik özellikler ve karmaşıklıktır. Ancak, bu özelliklerin sırası farklı uygulamalar için değişir.Diğer hidrolik uygulamalarda bu farklılık farklı pompa çeşidi ve sayısı ile sağlanırken mobil hidrolikte genellikle tek bir pompa tarafından sağlanır. Bu çalışmalara bağlı olarak, mobil makinalar da uygulamaya uygun mobil valflerin seçimi hem makine hem de hidrolik sistem için önemli bir konu oluşturmaktadır. Özellikle, enerji tasarrufu sistemine odaklanan yük algılama teknolojisine uygun valflerin, hidrolik sistemlere uygun kullanılması hedeflenmiştir.Ayrıca, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle mobil valflerin de oransal elektro-hidrolik sistemine adapta olması mobil valflerin hidrolik sistem içindeki davranış ve karakteristiklerine farklı özellikler katmıştır.Sonuç olarak, mobil hidrolikte hidrolik sistem ve beklenen ihtiyaçlara göre sisteme uyacak bir mobil elektro hidrolik oransal valf seçmek çok önemlidir.
  11. Pompanın Değişken Devirli Tahriki İle Hassas Basınç Kontrolünün Yapılması
    Özgür Çelikdemir – Hidropar İzmir
    .
    Konvansiyonel hidrolik sistemlerde hassas debi, basınç, pozisyon ve kuvvet kontrolü oransal valfler kullanılarak yapılmaktadır. Son yıllarda hidrolik pompa değişken devirli tahrik teknolojileri ile sürülerek ve bu yönde algoritmalar geliştirilerek bu kontrollerin yapılması sağlanmaktadır.Bu çalışmada pompanın değişken devirli tahriki ile sağlanan basınç kontrolü incelenmiştir. Tasarlanan hidrolik devre üzerindeki algılayıcılar üzerinden deneyler yapılarak hedeflenen basınç değerinin sağlanması için gerekli olan pompa devri ile hidrolik sistemde sağlanması gereken sızıntıyı oluşturacak orifis delik çapı arasındaki ilişki incelenmiştir. Aynı hidrolik devre, simülasyon yazılımında oluşturularak sonuçlar karşılaştırılmıştır.
    .
  12. Pnömatik İş Elemanları ve Tutucuların Dünden Bugüne Gelişimi ve Servo Kontrol ile Entegrasyonu
    Mehmet Kasablar – Hid-Tek
    .
    Pnömatik iş elemanları ve tutucular, sitemlerde iş parçasını tutmak, taşımak, kaldırmak, sıkıştırmak vb gibi birçok amaçla kullanılan elemanlardır. Otomotiv, gıda, paketleme ve ambalaj, seramik, ağaç işleme vb gibi endüstrinin hemen hemen her alanında kullanılan bu iş elemanları sanayi devrimleri ile sürekli gelişerek her zaman ihtiyaçları karşılamaya çalışmıştır. 19. yy’da basınçlı havanın endüstride uygulanması başlayarak 20.yy’da modern pnömatik silindirler ile sistemlerde yaygınlaşması sağlanmıştır. 21.yy günümüz teknolojisinde artık kalite, süreklilik, hassasiyet, ve haberleşme ile birden fazla sistemlerin birbiri ile entegre çalışması beklenmektedir. Bu beklentiler sanayiyi otonom sistemlerin olduğu endüstri 4.0 dönemine götürmüştür.Hava sıkışabilen, sıcaklıkla genleşebilen karakteristik özelliğe sahip olduğu için iş elemanlarında  konumlama hassasiyetini bazen karşılayamamaktadır. Bu sebeple iş elemanı ve tutucularda konumlama hassasiyetini, hız, kuvvet kontrolünü sağlamak amacı ile servo-step motor kontrollü elektrikli sistemler geliştirilmiştir. Elektrikli silindir ve tutucular entegre haberleşme modüllerine sahip ekipmanlar olduğundan sistemlerin birbirleri ile kontrolleri ve sekron çalışmalarını sağlamıştır.Ayrıca elektrikli tutucu sistemleri için arge sürecinden sonra üniversiteler ile birlikte yapılan özel yazılım, matematiksel model, analiz programları ve test yöntemleri ile sistemin sağlaması yapılmıştır.
    .
  13. Servo Motorlu, Sabit Deplasmanlı Pompa İle Pozisyon veya Basınç Kontrolü
    Beklan Canbulat – Hidropar İzmir
    .
    Pozisyon veya basınç kontrollü yapabilmek adına bilinen en klasik çözüm, oransal valfler ile PLC kombinasyonunu kurgulamakta yatıyordu.Eski yıllarda Servo valfler yardımıyla gerçekleştirilebilen pozisyon ve basınç kontrolleri, teknolojinin gelişmesiyle birlikte birçok uygulamada yerlerini yüksek tepkimeli oransal valflere bırakmasına sebep oldu.Yüksek tepkimeli oransal valfler, kendi sürgüsünün kontrollünü kapalı çevrim olarak gerçekleştirirken, PLC ‘ de oransal valfin kontrollünü sahadan aldığı geri beslemeye göre kapalı çevrim olarak gerçekleştiriyordu.Sürekli kontrollün olması ve oransal valflerdeki girişi çıkış arasındaki basınç kaybı (ΔP) , yağın ısınmasına sebep olmakla birlikte ekstra soğutma ihtiyacına, dolayısıyla uygulama için daha fazla enerji kullanılmasına sebep olmaktadır.Uygun pozisyonlama yapabilmek için genel olarak optimum viskozite endeksinin 16 – 36 mm2/sn olması gerçeği göz önüne alındığında, yağı stabil sıcaklıkta tutmanın önemi ortaya çıkmaktadır.Günümüz koşullarında enerjinin ciddi bir maliyet kalemi olmasından dolayı, enerji tasarrufu sağlayabilen sistemler üzerinde çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar ışığında sahadan alınan geri beslemeler sayesinde servo sürücünün kontrol ettiği, servo motor ile sabit deplasmanlı pompanın devri dinamik bir şekilde ayarlanarak, pozisyon veya basınç kontrollü yapılmasına olanak sağlanmıştır. Servo sistemlerle tasarlanan hidrolik sistemin, konvansiyonel sistemlere göre ihtiyaç duyulan enerji miktarında uygulamaya bağlı olarak % 20 ile % 70 arası tasarruflar sağlandığı gözlenmiştir.
  14. Petrol ve Gaz Endüstrisi İçin Hidroik Sistem Çözümleri
    Onur Eken – Bosch Rexroth
    .
    Enerji modern yaşamın en önemli gereksinimlerinden biridir. Tartışmasız bir şekilde, dünya enerji ve tüm endüstri sektörlerinin başında Petrol ve Gaz Endüstrisi gelmektedir. Arama, üretim, taşıma, rafinaj, pazarlama gibi safhaları ve kolları olan Petrol endüstrisi için zorlu çalışma ortamlarında yerden bağımsız olarak üretimi optimize ve verimliliği arttırmaya yardımcı olan ve günden güne güvenilir bir şekilde çalışmaya devam eden hidrolik ekipmanlara ve çözümlere ihtiyaç vardır.Bildirinin içeriğinde bu ekipman ve çözümlerin teknik hesaplamaları, hidrolik devre şemaları ile birlikte analiz edilerek değerlendirilecektir.
    .
  15. Demirleme ve Irgat Sistemleri İçin Marin Hidrolik Çözümleri
    Harun Oruç – Bosch Rexroth
    .
    Günümüzde gemilerin içinde olmadığı bir nakliye şeklini hayal bile etmek imkansızdır. Gemilerdeki teknik sistemler, her şart altında ödün vermeden çalışmak zorundadır. Bunun için seçilen komponentlerin; güvenilir, sağlam, çalışma sürekliliğine sahip olması gerekir. Bu sebeple bütün bu talepleri karşılayabilecek niteliklere sahip kompakt çözümler bulmak marin uygulamalar için büyük önem ve ayrıcalık taşımaktadır. Gemi ırgat sisteminin kontrolü için dizayn edilmiş hidrolik bloklar, bu talepleri karşılayacak şekilde dizayn edilmiştir.
    .
  16. Pnömatikte Hava Kalitesi ve Şartlandırma Unsurları
    Arda Zaim – Festo
    .
    Basınçlı hava dış ortamdan alınan atmosfer havasının bir kompresör kullanılarak belirli bir oranda sıkıştırılması ile elde edilmektedir. Elektrik enerjisinin olduğu her yerde elde edilebilen ve depolanabilir olması nedeniyle endüstride en çok tercih edilen enerji kaynaklarından birisidir. Basınçlı hava kalitesi, içeriğinde bulunan partikül, nem ve yağ gibi kirleticilerin muhteviyatına göre sınıflandırılmakta; makine kullanılabilirliği, proses güvenilirliği ve ekipman kullanım ömrüne direkt etki etmektedir. Bu çalışmada basınçlı hava içeriğinde bulunan kirleticilerin meydana geliş sebepleri irdelenmiş, ISO8573-1:2010 basınçlı hava kalite standartı incelenmiş ve oluşturulan deney düzeneği ile farklı kombinasyonlarda şartlandırma unsurları kullanılarak partikül, nem ve yağ ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Partikül ve yağ miktarı kullanılan filtrenin geçirgenliğine göre değişim göstermektedir. Nem miktarı ve basınç altındaki çiğlenme noktası sıcaklığı kullanılan kurutucu tipiyle direkt bağlantılı olmasının yanında, işletme basıncının düşürülmesiyle iyileştirilebilmektedir. Çalışmanın endüstride çalışan teknik personel için basınçlı hava kalitesi ve şartlandırma unsurları konusunda bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.
    .
  17. Hidrolik Silindirlerden Servo Silindirlere Geçiş
    Mustafa Uğur Doğan – Hid-Tek
    .
    Hidrolik iş elemanları, hidrolik enerjisini hareket enerjisine çevirirler. Doğrusal hareket elde edilenlere, Hidrolik Silindir denir. Yapılacak işin şekline göre hidrolik sistemler presler de fikstürlerde makine üretiminde yaygınca kullanılan iş elemanlarıdır. Hidrolik akışkanın yüksek tonajlara çıkma kolaylığı yüzyıllardır insanlığa hizmet etmiştir. Günümüzde akışkanlar mekaniği hidroliği kontrol etmek için hidrolik valfler selonoid valfler, oransal valfler, servo valfler ile bu gücü kontrollü hale getirmek için birçok ekipmanla kullanılmaktadır. Ancak bu ekipmanları biribiri içinde eşzaman çalıştırmak değişen sıcaklık şartları ve izlenebilirlik, hareket hassasiyeti gibi eksikliklerinden insanları Servo kontrollü silindirlere doğru yönlendirmiştir. Servo kontrollü silindirler konum hassasiyeti, hız, verilerin saklanması, üretirken kontrol etme yeteneği sayesinde gün geçtikçe belirli tonajlarda hidrolik ile yarışır hale gelmiştir. Gün geçtikçe üretim hatlarımız daha az insanlı, kaliteyi üretirken sağlayan hale gelmektedir. İste tam burada servo presler bize cevap vermeye başlayacaktır.
    .
  18. Dijitalleşme ve Verimlilik
    Sinan Cem Güney – Festo
    .
    Özellikle Endüstri 4.0 denildiğinde aklımıza gelen ilk kavramlar wireless, makinelerin haberleşmesi, verinin aktarılması olmakta. Endüstri 4.0’ın temel hammaddesi veri olup, amacımız bu verileri sadece iletmek değil, verileri Dijital platforma taşıyıp burada değerlendirmek ve bunu aksiyonlara dökerek VERİMLİLİK sağlamaktır. Bildirimde FESTO tarafından desteklenen Dijitalleşmeyi kullanarak enerji tüketiminde ve Bakımda nasıl verimlilik sağlayabileceğimizi göstermeye çalışacağım.
    .
  19. Hidrolik Devrelerde Kullanılan Relief Valfler ve Uygulama Devreleri
    H. Sevil Ergür – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
    .
    Debi-basınç ilişkisi, basınç emniyet valfinin (Relief valf) ve hidrolik devrenin önemli bir özelliğidir. Relief valf, hidrolik dünyasına girildiğinde karşılaşılan ilk temel elemanlardan biridir. Çünkü sistemdeki operasyonuyla diğer tüm hidrolik bileşenlerin devre dışı kalmasını önleyen elemandır. Devre operatörlerine yardımcı olmak için bu çalışmada olduğu üzere bu valfi tanımını akış şemalarıyla desteklemek her zaman yararlıdır. Birçok mühendis, genel hidrolik sistem üzerindeki önemli etkisi nedeniyle bu valflerin seçimleri, boyutlandırılmaları, doğru bir şekilde konumlandırılmaları ve bakımları için çok emek harcarlar. Basınç tahliye sistemi veya pompada yük düşürme sistemi boru, teçhizat ve personel güvenliğinde aşırı basınca karşı korunmak için kullanılır. Basınç emniyet valfi, basınç dengeli pompa kullanan sistemlerin dışında tüm hidrolik sistemde kullanılır. Valfin işlevi, bir sistemde ortaya çıkacak basıncı sınırlamaktır. İdeal koşullar altında, valf, sistem basıncını sabit tutarken sıvı için tanka alternatif akış yolu sağlar. Basınç valfleri, aşırı basınçta devreye girerek ve yük düşürmek için tasarlanmış, daha sonra hemen kapanarak normal koşullara geri getirildikten sonra tesisattaki sıvı debisinin düşmesini önleyen valflerdir. Basınç sınırlama valfleri, hidrolik sistemde güvenlik önlemi olarak tasarlanmıştır. Basınç ön ayarı sistemi korumak için sınırlandığında, hidrolik sistemde otomatik olarak devreye girecek şekilde tasarlanır.
    .
  20. Hidrolik Sistemlerde Aşırı Isınmanın Analizi
    H. Sevil Ergür, Yaşar Pancar – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
    .
    Isı, katıların içindeki atomların veya moleküllerin hareketi ile ilişkili olan ve iletim yoluyla katı ve sıvı ortamdan, konveksiyon yoluyla, sıvı ortamından ve radyasyon yoluyla boş alandan geçirilebilen bir enerji şeklidir. Sıvı her zaman, mekanik iş çıktısı üretmeden yüksek basınçtan daha düşük basınca akarken ısı üretilir. Isı, herhangi bir şekilde tasarlanmış her tip hidrolik sistemi etkileyen kirli, küçük, “üç harfli kelime” olup hidrolik elemanın başlıca düşmanıdır. Aşırı ısının nedenini ve hidrolik sistem üzerindeki zararlı etkilerin nasıl azaltılacağını öğrenmek, elemanların kullanım ömrünü, garanti süresinin çok ötesine taşıyacaktır.
    .
  21. Pnömatik Taşımada Enerji Tasarrufunun Analizi
    Yaşar Pancar – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
    .
    Sanayi büyümesi tarihsel olarak enerji talebinde artışa neden olmaktadır. Enerji üretiminin büyümesi de yüksek yatırımlar gerektirir ve kaçınılmaz olarak çevresel sonuçlar doğurur. Enerji performansını optimize eden teknolojilere yatırım yapmak sürdürülebilir kalkınma için bir çözüm olabilir. Pnömatik taşıma endüstride katı madde taşımacılığının yaygın bir biçimidir. .Bu taşıma türü ısı enerjisi mühendisliği, gıda endüstrisi, yapı malzemeleri üretimi, kimya endüstrisi, metalurji ve diğer alanlarda yaygın olarak kullanılır.  Bu bağlamda, elektrik tüketiminin yaklaşık % 15’inin sıkıştırılmış hava üretimi için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Bu sıkıştırılmış havanın bir kısmı, endüstriyel bir üretim prosesi içinde malzemelerin taşınması için oldukça dağınık bir süreç olan pnömatik taşımada kullanılır. Pnömatik taşıma sisteminin tanımı kurulum ve işletme maliyetlerine ek olarak., ürünün özelliklerine (partikül boyutu, aşınmaya duyarlılık) sistem kurulumunun yeri (taşıma mesafesi, dirsek sayısı); ekipman ve çevre sistemlerine (silolar, vb. sistemler), bağlıdır. Endüstriyel otomasyon alanı, karmaşık taşıma işlerinin gerçekleştirilmesini gerektirir. Pnömatik taşıma yüksek yatırım ve bakım maliyetleri gerektirirken esnek ve sağlam bir tasarım ile ayırt edilirler. Basınçlı hava pahalı bir enerji kaynağı olduğundan Pnömatik taşımanın rekabet gücünü artırmak için basınçlı hava tüketiminin azaltılması gerekir. Basınçlı hava elde edilip kullanıldıkça sistemde enerji kaybının olabileceği birçok nokta vardır. Bu kayıplar kapsamlı bir enerji tasarrufu önlemleri çalışması ile önlenebilir ve enerji tüketimi önemli ölçüde azaltılabilir.Pnömatik taşıma sistemlerinde enerji maliyetleri toplam maliyetin yarısını aştığından, verimlilik ve enerji tasarrufu düşünülerek tasarlanan pnömatik uygulamalar, kısa sürede ilk yatırım maliyetlerini geri kazanabilir. Temel ilke kaçakları önlemek ve basınç değerlerini optimize etmek olmalıdır.”
    .
  22. Hidrolik Kumandalı Sistemlerde Enerji Verimliliği
    Yaşar Pancar, Sevil Ergür – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
    .
    Özellikle doğal kaynakların oluşturduğu enerji verimliliği, günümüzde “çevre dostu” veya “yeşil değerler” ile tanımlanır. Verimlilik, bu enerjiyi kullanan veya dönüştüren işlemlerle ilişkili atıkların sınırlandığı çeşitli kaynaklardan yararlanma miktarıdır. Hidrolik verimlilikte ise makine gereksinimleri olan motor ve pompalar gibi hidrolik sistemlerin akışkan gücü değerlendirilir. Hidrolik verimlilik, farklı malzemeleri ve tasarımları araştırmak ve artan enerji verimliliğini karşılayan yeni sistemler üretmek için kaydedilen ilerlemeler olarak da tanımlanabilir.Pompalar, motorlar ve valfler gibi elektronik kontrol sistemleri ile kullanımı önemli ölçüde artan hidrolik teknolojisi, iyi kontrol edilebilir-enerji tasarruflu hidrolik sistemin oluşturulmasında farklı fırsatlar sunmaktadır. Ancak, sistem tasarımının makine/araç birincil güç kaynağı, çevrim ve performans gereklilikleriyle yakından eşleşmesi ve sürtünme kayıplarının önlenmesi için hidrolik sistem ile mekanik üniteler arasındaki uyumun sağlanması açısından, enerji tasarruflu bu sistemlerin uygulanması oldukça karmaşıktır. Bu nedenle, geleneksel sistemler, enerji tasarruflu sistemlerle karşılaştırılarak hem valf hem de pompa kontrollü mobil sistemlerle birlikte değerlendirilir. Ayrıca, akümülatörlerin enerji depolama ve enerji geri kazanımı için kullanılması ve sistem verimliliği üzerindeki hidrolik etkisi, diğer önemli alanlardır. Geleneksel sistemle karşılaştırılan birçok uygulamada, %20-%50 arasında bir bütçe potansiyeline sahip olduğu, ancak hız kontrollü-sabit debili pompalar ve akümülatörlerin kullanıldığı bazı endüstriyel sistemlerde ise yaklaşık %80’ e kadar enerji tasarrufu sağlandığı gösterilmiştir. Özetle, sıvı gücünün kullanıldığı makinelerin teknolojik gelişimlerinin sağlanmasında, mevcut uygulamalardaki enerji tüketimini iyileştirmek ve yenilikçi çözümlerle, hidrolik sistemlerdeki kayıpların azaldığı, hidrolik verimliliği artıran potansiyel enerji geri-kazanım stratejileri gerekmektedir.
    .
  23. Arka Tekerleklerden Çekişli Bir Motor Greydere Tüm Tekerleklerden Çekiş Özelliği Kazandıracak Ön Hidrostatik Yürüyüş Sisteminin Tasarlanması, Modellenmesi ve Simülasyonu
    Ufuk Akpınarlı, Haydar Can Yalçınkaya, Ekin Cansu Özkan – Hidromek
    Y. Samim Ünlüsoy – Ortadoğu Teknik Üniversitesi
    .
    Bu çalışmanın konusu, arka tekerlekleri dizel motorla sürülen geleneksel bir motor greyderin, ön tekerleklerinden de tahrik edilmesi için tasarlanan hidrostatik yürüyüş sistemidir. Ön yürüyüş sisteminin eklenmesi ile greyder tüm tekerleklerden çekişli bir araç özelliğini kazanmaktadır. Kavramsal tasarım aşamasında hidrostatik yürüyüş sisteminin temel unsurlarının seçimi ile ilgili olarak yapılan çalışmaların ayrıntıları verilmiş, hidrolik devre şeması sunulmuştur. İlk tasarım aşamasında, hedeflenen değerler doğrultusunda sistemi tasarlayabilmek için, hidrolik pompa ve hidrolik motor seçim kriterleri belirlenerek, yürüyüş sisteminin temel hesaplarına yer verilmiştir. Ana dizel motordan gücünü alan hidrostatik yürüyüş sistemi için harcanabilecek maksimum gücü belirleyebilmek için güç regülasyonu yapılmıştır. Yürüyüş sisteminin hidrolik devre şeması üzerinden, Matlab/Simulink/Simscape ortamında temel elemanlarını kapsayan modeli oluşturulmuş ve farklı çalışma durumlarında simülasyonları gerçekleştirilmiştir. Simülasyon çıktıları ile yürüyüş sisteminin temel hesapları karşılaştırılmış. Elde edilen veriler sonucunda hidrostatik yürüyüş sistemi tasarımı doğrulanarak araç üzerinde uygulanmıştır.
    .
  24. Elektro-Pnömatik Kontrollü Dizaltı Protezi Tasarımı ve Simülasyonu
    Erol Uyar, Mehmet Sergen Çatal – Ege Üniversitesi
    .
    Bu çalışmada, bir dizaltı protezinin elektro-pnömatik kontrol tasarımı, prototip testi ve simülasyonu ele alınmıştır. Kazalar ve diyabet hastalığı gibi nedenlerden maalesef birçok kişinin ayak ampütasyonu gerekli olmakta ve çoğunlukla da diz altından gerçekleştirilmektedir. Çift ayakla (bipedal) yürüme dinamiği belli olan bir insanın bilek, diz ve kalça hareketleri arasındaki senkron ilişkiden yaralanılarak kalçası sağlam olan kişinin kalça hareketlerine bağlı olarak diz hareketi türetilebilmektedir. Bu çalışmada önce bipedal yürüme sırasında özellikle kalça ve diz sinyalleri arasındaki çapraz korelasyon ilişkisi incelenerek kalçaya bağlı referans diz hareketi sinyali üretilmiş ve buna bağlı olarak dizin hareketi geri beslemeli bir kontrol devresi ile sağlanmıştır. Üretilen Referans diz sinyali ile geri beslenen sinyal  mikroişlemciye yüklenerek oluşturulan hataya bağlı oransal bir valfin kumanda ettiği döner silindire bağlı olan diz protezi hareket ettirilmiştir.Prototip tasarımı başarı ile gerçekleştirilen kontrol tasarımının MATLAB ile simülasyonu papılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır.
    .
  25. Soğuk Haddelenmiş Yassı Mamul Üretiminde Otomasyon Destekli Servo Kontrol Mekanizmaları İle Teleskopik Sarım Oluşumunun Engellenmesi
    Coşkun Tuncer, Şeref Han Anaç – Ereğli Demir ve Çelik
    .
    Küresel ekonominin kritik önem kazandığı dünyamızda, teknolojinin gelişmesi ile üreticilerin müşterilerine her konuda daha iyi hizmet sağlayabilmesi için birbirleri arasındaki beklentileri de artmıştır. Otomotiv, gıda ve beyaz eşya sektörlerinde özel beklentileri sağlamaya yönelik uygulamalarda Soğuk Haddelenmiş Yüksek Mukavemete sahip çeliklere ihtiyaç duyulmaktadır.Bu ihtiyaçlar doğrultusunda; üretim sürecinin girişinden çıkışına kadar olan süreç içerisinde, yassı mamul şeridin merkezden ilerletilmesi ihtiyacı artmıştır. Yassı mamul ve üretim hattı merkezi arasındaki sapmayı engelleyerek üretimin merkezden ilerletilmesini sağlayan sistemler literatürde Kenar Pozisyon Kontrol (EPC) sistemi ve Merkez Pozisyon Kontrol (CPC) sistemi olarak adlandırılmaktadır. EPC ve CPC sistemlerinin en temel yapıtaşları: kontrol sistemleri, sensörler (manyetik/kapasitif, optik, radar), hidrolik silindirler ve servo hidrolik valflerdir. Bu çalışmada, EPC ve CPC’lerin çalışma prensibi anlatılarak teleskopik sarım kusurunun tolere edilebilir ölçülere getirilmesi ve EPC ve CPC’lerin endüstrideki kullanım alanlarından bahsedilecektir.
    .
  26. Hidrolik Sistemin Konum Kontrolünde Kesir Dereceli Denetleyici Performansının İncelenmesi
    Mustafa Yavuz Coşkun, Mehmet İtik – Karadeniz Teknik Üniversitesi
    .
    Hidrolik sistemler sağladıkları yüksek güç ve görece düşük ağırlık sebebiyle endüstrinin vazgeçilmezi olarak günümüze kadar kullanılagelmiştir. Hidrolik sistemlerin efektif olarak kullanılmasına yönelik yapılan çalışmalar bu sistemlerin yapısal özelliklerini geliştirilmesine odaklı olduğu kadar verimli denetim yöntemlerinin ortaya konulmasına da bağlıdır. Endüstride etkinliğini ortaya koyan PID denetleyici hidrolik sistemler için yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde ise denetim performansını arttırmak için tasarlanması kolay ve bozucu etkilere dayanıklı denetim yöntemleri ortaya koyulmaktadır. Yapılan bu çalışmada kesir ölçekli PID kontrolcünün hidrolik sistemler üzerindeki konum denetim performansı deneysel olarak ortalama hata kareleri toplamı kökü kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda, sabit hızlı-sabit deplasmanlı pompa ile beslenen ve oransal vanayla sürülen diferansiyel hidrolik pistona sahip sistem modellenmiştir. Denetleyicin optimizasyonu parçacık sürü algoritması ve sistem modeli kullanılarak yapılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar kesir dereceli PID denetleyicinin modellenmeyen sistem dinamiğinin yarattığı belirsizlikler karşısında PID denetleyiciden daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymuştur.
    .
  27. İşleme Fikstürleri, Klemp Teknolojisinin Tarihsel Gelişimi ve Yüksek Basınçlı Hidrolik Ürünler Yerine Alçak Basınç Ürünleriyle Verimlilik Arttırımı ve Geleceğin Mekanik Kilit Sistemli Parça Bağlama/Sıkma Teknolojisi
    Ali Çelik – Hidropar Bursa
    .
    Ülkemiz sanayisi gelişmekte ve dünya pazarında önemli derecede yer edinmeye çalışmaktadır. Rekabet seviyesi ülke sınırlarını aşarak dünya çapında mücadele etmemizi gerektirmektir. Rekabete uyum sağlamanın yada bir adım öne geçmenin birinci şartı büyümeden daha ziyade verimliliği arttırmaktır. İşlevselliği arttırmanın yolu, inovatif düşünen bireylere yatırım yapmak ve inovasyonu firmalar ile tanıştırmaktan geçmektedir.Verimlilik, her alanda olduğu gibi iş parçası bağlama ve pozisyonlama ürünlerinde de geçerlidir. Bu bağlamda, işleme fikstürleri yolculuklarına mekanik bağlama sistemleriyle 1950’li yıllarda başlamıştır, 1990’lı yıllara gelindiğinde ise artık mekanik sistem bağlama ürünleri yerine yüksek basınçlı (500 bar’a kadar) ürünler tercih edilmeye başlandı, 2000’li yıllardan sonra ise özellikle Japonya markalarının bu konudaki çalışmaları, artan verimlilik ihtiyacı göz önünde bulundurularak 500 bar yerine 70 barlarda çalışan ve aynı teknik değerlere ulaşan ürünlere doğru evrildi.Peki! teknoloji ve verimlilik ihtiyacı bu tarihten sonra durdu mu? Asla durmadı, ve durmayacak; alçak basınç ürünlerinin yerine geleceğin sıkma teknolojisine sahip hibrit klemp modelleri 2010’yıllarından itibaren üretilmeye başladı. Hibrit klemp tanımı; Japon menşeili Kosmek markasının patentli ürün grubudur ve klempe verilen hidrolik yada pnömatik basıncın klemp içinde yer alan mekanik kilit sistemini harekete geçirerek sıkma bilyalarının konik alana oturmasını ve bilyalara uygulanan baskı ile yüksek kuvvetli sıkma ve tutma kuvveti elde edilmesine imkan sağlamıştır. Bu iç yapı, geleneksel basınç çarpı alan formülünden daha farklı bir kuvvet formülü çıkarmıştır.High-Power klemp teknolojisinin faydalarını çizelge 1.(4) ile daha iyi ifade edebiliriz. Kesik çizgiler ile gösterilen klemp alçak basınç döner klempidir, daha küçük olan diğer ürün ise high-power adı ile anılan mekanik kilit sistemine sahip Kosmek döner klempidir. Her iki üründe aynı şartlar altında test edilmiştir ve high-power döner klemp klemp daha küçük gövde yapısına sahip olmasına rağmen neredeyse aynı sıkma kuvvetini vermektedir. Üstelik içerisinde ki mekanik kilit sistemi sayesinde 9,1 kN luk holding force yani tutma kuvveti sağlamaktadır, bu durum sıkma kuvvetinin 2 katına kadar tutma kuvveti özelliğinin ifadesidir. ( holding force: klempin sıkma yaptıktan sonra açılmaya karşı gösterdiği direnç kuvvetidir.)İş parçası bağlama ve pozisyonlama konusunda teknoloji bize öncelikle mekanik bağlama ekipmanlarını, ardından yüksek basınç hidrolik klempleri daha sonra alçak basınç hidrolik ürünlerini ve son olarak da mekanik kilit sistemli ürünleri vermektedir. Teknolojik gelişmeler her alanda olduğu gibi iş parçası bağlama ve pozisyonlama ürün gruplarında da hızla devam etmekte. Teknolojiyi yakalamak, bizleri her alanda ileriye götüreceği gibi artan verimliliğimiz ekonomik gelişmelere sebep olacaktır.
  28. Hidrolik Silindir İmalatında Termal Sprey Kaplama Uygulamaları
    Osman Asi – Uşak Üniversitesi
    Aslı Özsoy – Uzun Hidrolik
    .
    Hidrolik silindirler, inşaat, madencilik, enerji, gemi, offshore gibi çok farklı alanlarda doğrusal hareket elde etmek amacı ile yaygın olarak kullanılmaktadır. Hidrolik silindir tasarımında ve imalatında, özellikle offshore ve denizcilik alanında kullanılan hidrolik silindirlerin çalışma ortamlarından dolayı yüksek korozyon, aşınma, yorulma dayanımına sahip olmaları ve çalışma basınçları altında kendilerinden beklenilen yüksek performansı sağlamaları için, malzeme, kaplama ve sızdırmazlık elemanlarının uygun seçiminin yapılması gerekmektedir. Hidrolik silindirlerdeki millerinin imalatında genel olarak sert krom kaplamalı düşük ve orta karbonlu çelikler ile paslanmaz çelikler kullanılmaktadır. Ancak sert krom kaplı hidrolik silindir milleri offshore ve denizcilik sektöründe kullanılan ve yüksek aşınma ve korozyon dayanımı istenilen yerlerde çok yetersiz kalmaktadır. Çünkü sert krom kaplamanın sertliğinin ve kaplama kalınlığının düşük olması ve korozyon direncinin değişik çalışma şartlarında yetersiz kalması bu durumu önemli oranda etkilemektedir. Ayrıca, sert krom kaplamalar zehirli kimyasalları  (hegzovalent Cr) içermektedir. Hegzovalent Cr insanlar için kanser yapıcı zehirli bir kimyasal bileşiktir. Sert krom kaplamanın kırılgan yapısından dolayı kaplama bölgelerinde mikro çatlaklar meydana gelmektedir. Bu durum ise yüzeyde kısmi korozyon bölgelerinin meydana gelmesinde etkili olmaktadır. Bunun yanında paslanmaz çelik malzemelerin maliyeti çok yüksek olmakta ve işlenebilirlik kabiliyetleri düşüktür. Termal sprey kaplama yöntemleri kullanılarak hidrolik silindir milleri farklı seramik malzemeler ile kaplamaları yapılarak mevcut kullanılan hidrolik silindirlere göre daha yüksek performans/maliyet ilişkisi sağlayan hidrolik silindirler imal edilebilmektedir. Bu çalışmada, termal sprey kaplama yöntemleri ile hidrolik silindirlerin kaplamalarının yapılması, uygulama alanlarının belirlenmesi, çalışma ortamlarına göre performanslarının tespiti, mevcut kullanılan hidrolik silindirlere göre avantajlarının ortaya konulması için çalışmalar yapılmıştır.
    .
  29. Mobil Uygulamalarda “Internet Of Thinks”
    Ahmet Şakiroğlu – Bosch Rexroth
    .
    Bu bildiride, mobil uygulamalardaki araçların belirli bir sistem üzerinden Cloud alt yapısıyla master sisteme bilgi aktarımı sayesinde araçtan sağlanacak faydalardan ve uygulama detaylarından bahsedilmektedir.BODAS (Bosch Rexroth Digital Application Solution) Connect ile mobil araçlarda kullanılan ürünler hakkında detay bilgiye sahip olunacak ve ürünlerin aktif durumları anlık olarak kullanıcı ile paylaşılacak ve yorumlanacaktır. Bu sayede araç ile ilgili aşağıda belirtilen maddeler hususunda bilgi sahibi olma imkânına ulaşılacak.- Aracın ve ekipmanların ömrü
    – Uzaktan erişim ve servis
    – Filo yönetimi
    – İş akış diyagramlarıBu uygulama sayesinde, kullanıcıdan önce ihtiyaç olan durumlarda, müdahale etme veya bilgilendirme imkânına sahip olunacak, kullanım verimliliği arttırılabilecek ve yönetsel sistematikler geliştirilecektir.
  30. Otomasyonun Akıllı Telefonları
    Emrah Emre – Bosch Rexroth
    .
    Dijitalleşmenin kaçınılmazlığı, avantajarı ve günlük hayatımıza dokunan kolaylıkları otomasyon dünyasını da hızla etkilemektedir. Otomasyon ve bilişim teknolojileri yazılım geliştirme platformları arasındaki sınırların kalkmasıyla birlikte, akıllı telefonlarımız ile tanıştığımız “uygulama” tabanlı otomasyon sistemleri, geleceğin fabrikalarında çalışıyor olacak. Yeni otomasyon sistemlerinde kontrol ve sürücü organlarına web tabanlı erişim ile tüm veri ve parametrelere kolaylıkla erişim sağlanabilmektedir. Diğer taraftan, PLC/CNC gibi cihaz programlarının yanı sıra, istenen IT yazılım geliştirme platformunda ilave programa gerek kalmadan yazılım geliştirilebiliyor. Bu çalışmada, yeni platformların sağladıkları esneklikler ve geleceğin otomasyon yazılımları konusuna değinmeye çalışacağım.
    .
  31. Hafif Raylı Sistemler İçin Elektro-Hidrolik Devre İle Aşınma Test Düzeneği Tasarımı ve Simülasyonu
    Cengiz Görkem Dengiz, Muhammet Anıl Kaya, Kemal Yıldızlı – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    Bu çalışmada hafif raylı sistemlerde önemli bir mekanizma olan pantograf ve katener telin birbirine temasının tribolojik olarak incelenmesine imkân sağlayan bir elektro-hidrolik test düzeneği tasarlanmış ve imalatı yapılmıştır. Düzenekte iki adet hidrolik piston üzerine konumlandırılmış servo motor ve motor üzerinde bakır telin sarıldığı bir dairesel eleman (aşındırma çemberi) bulunmaktadır. Pistonlar, selenoid kontrollü bir valf ve alt ve üst sınırlara konulan sınır anahtarları sayesinde sürekli olarak yukarı aşağı hareket etmektedir. Bu hareketin senkronizasyonu bir akış bölücü valf ile sağlanmıştır. Trenin istasyonlar arası hız profilini, süresini ve dur-kalk işlemlerini benzeştirebilmek için servo motor PLC ile kontrol edilmektedir. Sistem çalıştırıldığında aşındırma çemberi dönerek U profil üzerine sabitlenmiş grafit plakaları aşındırmaktadır. Aşındırma sırasında uygulanan kuvvetin anlık bir şekilde bilgisayara veri olarak kayıt edilebilmesi için grafit plaka yuvalarına yük hücreleri konulmuştur. Bu çalışma ile raylı sistemler teknolojisinde önemli bir unsur olan grafit plakalar ve bakır tel arasındaki tribolojik etkileşiminin incelenebileceği, hassas ve kontrol edilebilen elektro-hidrolik bir test düzeneği ortaya çıkarılmıştır.
    .
  32. Uçak ve Endüstriyel/Mobil Hidrolik Güç Sistemleri Tasarımı ve Elemanları Üzerine Karşılaştırma
    Celal Gökçe, Ahmet Ayberk Yurttadur, Serkan Akçay – Tusaş
    .
    Uçak hidrolik sistemleri tasarımında endüstriyel ve mobil uygulamalarda görülmeyen bir takım zorluklar bulunmaktadır. Bu zorluklar sistem tasarımlarının ve ekipmanlarının endüstriyel uygulamalara göre değiştirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, uçak hidrolik güç sistemlerinin tasarım ve teknolojisi hakkında kısa bilgiler verilmiş ve endüstriyel ve mobil hidrolik uygulamalarının gelişimi üzerine etkileri belirtilmiştir. Ayrıca, uçak sistemleri ve endüstriyel sistemlerde kullanılan hidrolik elamanların farklılıkları karşılaştırılmalı olarak verilmiştir. Sonuç bölümünde uçak hidrolik elemanları üretimi ve geliştirilmesi için yorumlarda bulunulmuştur.
    .
  33. Kendinden Basınçlı Rezervuar Tipleri: Güncel Teknolojiler ve Uygulama Alanları
    Bilge Kaan Yılmaz, Ahmet Ayberk Yurttadır, Ahmet Emrah Kan – Tusaş
    .
    Kendinden basınçlı rezervuarlar, özellikle uçak hidrolik sistemlerinde, pompaların kavitasyona uğramaması için emiş hatlarının her türlü durumda basınçlı kalmasını sağlayan ve sistem çevrimini atmosfere kapatan yağ tankları olarak tanımlanabilir. Bu rezervuar tipleri son yıllarda yerleşim avantajları ve ani hareketlerde rezervuar içinde yağın dalganmaması sebebiyle mobil uygulamalarda da kullanılmaya başlanmıştır. Bu bildiride kendinden basınçlı rezervuarların kullanım alanları, çeşitleri, avantajları, fonksiyonları ve tasarım parametreleri hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Ayrıca çalışma prensibinin daha iyi anlaşılması için örnek devre tasarımları gösterilmiştir. Sonuç olarak sistem tasarım ve donanım üreticileri için dikkat edilmesi gereken noktalar ve tavsiyeler belirtilmiştir.
    .
  34. Uçak Hidrolik Güç Sistemlerinde Akümülatör Seçimi ve Boyutlandırılması
    Ahmet Ayberk Yurttadur, Abdullah Aydın, Ahmet Emrah Kan – Tusaş
    .
    Uçak hidrolik güç sistemlerinde kullanılan akümülatörler gerek çalışma şartları gerekse fonksiyonların kritikliği bakımından endüstriyel ve mobil uygulamalardan farklılık göstermektedir. Hidrolik sistem tasarım mühendisleri ve ekipman üreticilerinin çalışmalarında bu farklılıkları göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.Bu bildiride, tasarım mühendislerine ve ekipman üreticilerine yol göstermek amacıyla, uçak hidrolik güç sistemlerinde kullanılan hidrolik akümülatörlerin tasarım kriterleri, fonksiyonları, çeşitleri ve çalışma koşullarına bağlı olarak boyutlandırma kriterleri açıklanmıştır. Ayrıca akümülatörlerin bulunduğu çevre ile etkileşimlerini içeren, izantropik ve izotermal şartlarda örnek bir uygulama ile boyutlandırma hesabı yapılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Bu açıklama ve hesaplamaların sonuçları tartışılmıştır.
    .
  35. Yeni Toz Keçesi Test Cihazının Tasarımı ve Toz Keçesi Performansının Doğrulanması
    Cem Tanyeri, Seçkin Semiz – Kastaş
    .
    Toz keçeleri hidrolik ve pnömatik sistemlerde öncelik olarak görülmemektedir, ancak hidrolik veya pnömatik sistemi dış ortamdan koruyan sistemin en önemli unsurlarından biridir. Hidrolik ve pnömatik sistemlerdeki kirlilik; donanım, sızdırmazlık elemanları ve tüm sistemin diğer bileşenlerinde önemli hasara neden olabilir.Bu bildiride, toz keçelerinin performans testlerini gerçekleştirmek için tasarlanan yeni bir test ekipmanı ve çalışma sistematiği paylaşılmaktadır.. Bu test cihazının temel amacı, belirli çalışma koşullarını simüle etmek, verimli çalışma ömrünü belirlemek ve belirli koşullar altında toz keçelerinin performansını gözlemlemek için dış ortamdan gelen partikülleri saymaktır. Bildiri, toz keçelerinin test donanımının tasarımı ve toz keçeleri üzerindeki çevresel etkilere dayalı performans analizi hakkında genel bir teknik bakış sunmaktadır. Bu verilerin bir sonucu olarak, dış kirletici ortama bağlı olarak toz keçelerinin tasarımı ve malzeme seçimi için kriterler belirlenmiştir.
    .
  36. Kompozit Yataklama Elemanlarının Analiz Programları İle Simülasyonu ve Optimizasyonu
    Yoncagül Çelik Erez, Cem Tanyeri – Kastaş
    .
    Hidrolik ve pnömatik sistemlerin uzun süre sorunsuz çalışmalarında önemli etkisi bulunan yataklama elemanları, hidrolik ve pnömatik silindirlerde eksene dik gelen kuvvetleri karşılamakta ve metal metale teması engellemek için kullanılmaktadırlar. Kompozit malzemeler, yataklama elemanlarında en sık kullanılan malzemelerden olup fiber yönelimleri, takviye malzeme oranları gibi farklı parametreler ürünün kalitesini ve dayanımını büyük oranda etkilemektedir. Bu çalışmada, Digimat, Moldex3D ve MSC Marc programlarını kullanılarak kompozit yataklama elemanlarının malzemeden ürüne geçiş aşamalarının sonlu elemanlar yöntemi ile analiz edilmesi ve optimizasyon çalışmaları yapılması amaçlanmıştır. Kompozit malzeme modellenmesinde kullanılan Digimat, plastik enjeksiyon üretiminin simule edilmesinde kullanılan Moldex3D ve son ürüne yönelik MSC Marc ile nonlineer analiz çalışmaları yürütülecektir. Yapılan analizler sonucunda,  Moldex3D programında ürünün dolum durumu, çekinti değeri ve yarattığı basınç değeri olarak gösterilecektir. Moldex3D programından aktarılan fiber yönelimleri Digimat programında işlenerek malzeme modellenecek ve oluşturulan malzeme modeli Marc programına aktarılıp nonlineer analizi yapılarak sonuçlar karşılaştırmalı olarak incelenip tasarım optimizasyonu yapılacaktır.
    .
  37. Mobil Hidrolik Sistemlerinde Kullanılan Çift Etkili Piston Sızdırmazlık Elemanının Sonlu Elemanlar Metodu İle Geliştirilmesi
    Arsen Taylan Yıldırım, Oğulcan Yıldırım – Kastaş
    .
    Mobil hidrolik sistemlerde piston sızdırmazlık elemanları şok basınçlara, yüksek sıcaklığa, uygun olmayan çalışma yüzeylerine, uzun stroklara vb. zorlu şartlara maruz kalmaktadırlar. Bu bildiride söz konusu zorlu şartlarda çalışabilecek çift etkili bir piston sızdırmazlık elemanının tasarlanması, optimizasyonunun gerçekleştirilmesi ve ileri sonlu elemanlar yöntemi ile tasarım ve doğrulama süresinin azaltılması süreçlerinin aşamaları ve ürün tasarımı süreci detaylandırılmıştır.
    .
  38. Tarım Traktörlerinde Kullanılan Transmisyon Kontrol Valfinin Tasarımı
    Murtaza Atik, Gökay Uymaz – Hema Endüstri
    .
    Transmisyon kontrol valfleri; traktör hidrolik sistemlerinde kuyruk miline hareket verme, iki çeker-dört çeker dönüşümü yapma, traktörün ileri geri hareket yönünü belirleme, diferansiyel kilitleme, park freni gibi çeşitli transmisyon fonksiyonlarını kontrol etmektedir. Selenoid valfler, basınç arttırıcı valfler, basınç düşürücü valfler ve minimum basınç valfleri gibi kompenentlerin birlikte kullanıldığı hidrolik, elektro-hidrolik valflerdir.Valf üzerinde sistem basıncını ve sıcaklığını sürekli ölçen ve ECU ile sürekli iletişim halinde olan sensörler mevcuttur. ECU motor devrini, araç hızını ölçen sensorlar ile de sürekli haberleşerek transmisyonu kontrol etmek için yazılımda belirtilen güvenlik ve konfor şartlarını sağlayan doğru yöntemleri seçer.Bildiride 140 hp traktörlerde kullanılan transmisyonun fonksiyonlarının kontrolü için tasarlanan trasmisyon kontrol valflerinin tasarım ve test süreçlerinden bahsedilmiştir.
    .
  39. Değişken Deplasmanlı Eksenel Pistonlu Pompalarda, Gürültü, Titreşim ve Basınç Dalgalanması Ölçümü İle Bu Parametreleri Etkileyen Kritik Noktaların Tespiti
    Erdem Yalçın, Bahar Uymaz – Hema Endüstri
    .
    Günümüzde multidisipliner ve interdisipliner yaklaşımların yaygınlaşması, Endüstri 4.0 uygulamaları ve nihayetinde elektrikli araçların popülaritesinin ve uygulama alanlarının gittikçe kabul görmesi, dolayısı ile içten yanmalı motorların tercih edilebilirliğinin azalması neticesinde hidrolik sektöründe talep edilen konfor beklentilerini de ön plana çıkarmaktadır.Diğer taraftan hidrolik sistemlerde enerji tasarrufu ve kontrol kolaylığı sebebiyle tercih edilirliği günden güne artan değişken deplasmanlı pompaların uygulama alanları her geçen gün artmaktadır.Yukarıda özetlenen bilgiler ışığında, bu bildiride değişken deplasmanlı eksenel pistonlu pompaların çalışma prensipleri incelenmiştir. Ayrıca kontrol tiplerinin genel tanıtımı yapılarak gürültü, basınç dalgalanması (ripple) ve titreşim ölçüm yöntemleri tanımlanmış ve bu parametreleri etkileyen kritik noktalar tespit edilerek tasarım optimizasyonu açısından yorumlanmıştır.
    .
  40. Hidrolik Ön Yükleyici Valflerde TS EN 12525+A2 Operatör Güvenliği Standardına Uygun Sürgü Kontrol ve Kilitleme Mekanizması Tasarımı ve Analizi
    Nilgün Koru, Gökay Uymaz – Hema Endüstri
    .
    Ön yükleyici valfler, içindeki sürgülerin ileri-geri hareketi ile pompadan gelen hidroliği silindirlere yönlendirerek kepçe gibi ekipmanların indirme-kaldırma ve yükleme-boşaltma gibi işlevlerini yerine getirmesini sağlayan hidrolik elemanlardır. Ön yükleyici valfler genellikle iki tip sürgüye sahiptir. Birinci sürgü ön yükleyicinin bom silindirlerinin indirme-kaldırma işlevini sağlar, bunun yanında yüzdürme işlevini de gerçekleştirebilir. İkinci sürgü ise ön yükleyicinin kepçe silindirlerinin doldurma-boşaltma işlevini yerine getirir, opsiyonel olarak hızlı boşaltma (regenerative) işlevini de gerçekleştirir.Bu bildiride traktörlerde kullanılan ön yükleyici hızlandırma sürgüsünün, kepçe hızlı boşaltma işlevini engelleyen ve TS EN 12525+A2 standardına göre operatör güvenliğinin sağlanması için bütün sürgüleri kilitleyen mekanizma tasarımı yapılmıştır. Sonlu elemanlar yazılımı ile yapılan yapısal analiz sonuçları paylaşılmıştır.
    .
  41. Traktörlerde Kullanılan Hidrolik Akışkanın Çalışma Basıncının Düşürülmesinin Yakıt Tasarrufuna Etkisinin Deneysel ve Teorik Analizi
    Samet Nak, Semiha Öztuna – Hema Endüstri
    .
    Traktörlerin hidrolik kaldırıcılarında kullanılan kontrol valfleri, hidrolik kaldırıcıya bağlanan ekipmanları kaldırıp indirmede ve sürüm esnasında istenilen hareketlerin kontrollü bir şekilde yapılmasını sağlamaktadır. Kontrol valfleri, pompadan gönderilen hidrolik akışkanın hidrolik kaldırıcıda bulunan silindir veya silindirlere istenildiği kadar hidrolik akışkan dolmasını, boşaltılmasını veya hapsedilmesini sağlayarak, bu sayede hidrolik kaldırıcının istenilen hareketleri yapması sağlamaktadır. Hidrolik kaldırıcıların istenilen hareketleri yapması kontrol valfi tarafından dengeli, hassas veya sert tepkili olacak şekilde istenebilir. Kontrol valfleri tasarımları gereği sistemde dolaşan hidrolik akışkanda belirli bir basınç kaybına yol açmaktadırlar. Bu basınç kaybı pompadan gönderilen hidrolik akışkanın basıncını arttırmakta ve traktörün daha fazla yakıt harcamasına yol açmaktadır. Bu çalışmada, kontrol valflerinde kullanılan hidrolik akışkana yön veren ana sürgünün, mevcut tasarım ve yeni tasarım ana sürgülü modellerin çalışma anında traktörlerin pompasından çektiği gücün azaltılmasına yönelik, deneysel ve teorik olarak analizleri yapılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda, traktörün tarla sürüm işlemi esnasında yakıt tasarrufu sağlanabileceği deneysel ve teorik analizlerle doğrulanmıştır.
    .
  42. Pnömatik Kontrollü Sac Bükme Makinası Tasarımı
    Mahmut Can Şenel, Cengiz Görkem Dengiz, Muzaffer Üstün – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    İmalat sektöründe saca şekil verme ve bükme işleminin yapılmasına yardımcı olan makinalara sac bükme makinaları denilmektedir. Günümüzde sac bükme makinaları kullanılarak oluklu sac borular, çelik minareler ve kanalizasyon boruları gibi çeşitli çap ve ebatta borular üretilebilmektedir. Ayrıca sac bükme makinaları, bilgisayar sayımlı kontrollü (CNC) veya hidrolik kontrollü olarak tasarlanabilmektedir. Bu çalışmada, sanayideki mevcut sac bükme makinalarından farklı olarak pnömatik kontrollü bir sac bükme makinasının tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bu makinaya ait pnömatik devre Fluid-Sim paket programıyla simüle edilmiş olup bu devrede, 1 adet kompresör, 1 adet şartlandırıcı, 2 adet 5/2 yön kontrol valfi, 3 adet 3/2 yön kontrol valfi, 3 adet debi ayar (kısma valfi) ve 3 adet çift etkili pnömatik silindir kullanılmıştır. Ayrıca pnömatik devre Ondokuz Mayıs Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Akışkan Gücü ve Kontrol Laboratuvarında yer alan pnömatik eğitim setinde oluşturulmuştur. Bu çalışma neticesinde, azami 3-4 mm kalınlığa sahip alüminyum esaslı sacların seri bir şekilde şekillendirilmesi sağlanmıştır.
    .
  43. Pnömatik Kontrollü Hassas Kesme ve Delme Makinası Tasarımı
    Mahmut Can Şenel, Cengiz Görkem Dengiz, Mehmethan Demir – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    Hassas kesme makinaları, metalografik inceleme için kesimi yapılacak malzemenin özelliklerini değiştirmeden ve ana malzemeyi deforme etmeden kesen, malzemeyi incelenecek boyuta getiren cihazlardır. Hassas kesme makinaları, genel olarak masa veya tezgâh üstüne kurulacak şekilde dizayn edilmektedir. Bu çalışmada, hem hassas kesme hem de hassas delme işlemini gerçekleştiren pnömatik kontrollü bir masaüstü tezgâhın tasarımı gerçekleştirilmiştir. Kesme ve delme işlemini gerçekleştiren tezgâhtaki işlem sırası; silindirik kesitli numunenin beslenmesi, delme işlemi için kesici ucun malzemeye yaklaştırılması, kesici ucun çalıştırılması (döndürülmesi), kesici ucun lineer hareketiyle delik açılması, kesici ucun geri çekilmesi, hassas kesme diskinin çalıştırılması ve kesme diskinin hareket ettirilerek malzemeyi kesmesi şeklindedir. Tasarlanan pnömatik devre, Fluid-Sim paket programında simüle edilmiş olup pnömatik devrede, 6 bar çalışma basıncında çalışan 1adet kompresör, 1 adet şartlandırıcı, 1 adet basınç kontrol valfi, 2 adet hidrolik motor, 3 adet pnömatik silindir, 2 adet 5/2 yön kontrol valfi, 4 adet 3/2 yön kontol valfi ve 3 adet debi ayar (kısma) valfi kullanılmıştır. Bu tasarlanan makinayla, sürekli malzeme beslemeli, azami 20 mm çapa sahip silindirik numunelerin merkezine azami 30 mm uzunluğunda ve 7.5 mm çapında delikler açılmış ve sonrasında delik açılan numuneler 5 mm aralıklarla hassas bir şekilde kesilmiştir.
    .
  44. Hidrolik Kontrollü Zımparalama ve Parlatma Makinası Tasarımı
    Cengiz Görkem Dengiz, Mahmut Can Şenel, Mustafa Enes Yazıcı – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    Malzemelerin iç yapılarının mikroskop altında görüntülenebilmesi için yüzeylerinin iyi bir şekilde zımparalanıp parlatılması ve ardından uygun dağlayıcı kullanılanarak numune yüzeyinin dağlanmış olması gerekir. Yüzey zımparalama veya parlatma işlemi, dönen bir disk üzerinde bulunan aşındırıcı kâğıtlara numune yüzeyinin uygun şekilde temas ettirilmesi ile sağlanmaktadır. Bu çalışmada, numunenin kendi ekseni etrafında dönerken aynı zamanda dönen bir diske temas etmesini sağlayan hidrolik bir parlatma cihazının tasarımı gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan makinanın hidrolik devresi, Fluid-Sim paket programında oluşturularak simüle edilmiştir. Hidrolik devrede, numunenin ve aşındırıcı diskin dönüşleri 2 adet hidrolik motor ile sağlanmıştır. Hidrolik motorların dönüş hızları ise debi ayar valfleri ile ayarlanmıştır. Numunenin döndürüldüğü hidrolik motor, yaylı bir baskı mekanizması sayesinde istenilen kuvvette aşındırıcı disk yüzeyine bastırılabilmektedir. Bu çalışma ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Akışkan Güç ve Kontrol Laboratuvarında yer alan hidrolik devre elemanları kullanılarak basit ve kullanışlı bir numune zımparalama-parlatma cihazının tasarımı gerçekleştirilmiştir.
    .
  45. Döküm Yataklar İçin Kullanılabilecek Otomatik Beslemeli Bronz Montaj Sistemi Tasarımı
    Cengiz Görkem Dengiz, Mahmut Can Şenel, Sajjad Shayanmehr – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    Günümüzde pnömatik sistemler endüstri süreçlerinde geliştirilen ve verimliliğin sürekli artmasını hedefleyen ürünlerdir. Bu sebeple hemen her endüstri alanında yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Robotik uygulama ve otomasyon sistemleri pnömatik sistemlerin kullanıldığı başlıca sektörlerden biridir. Buna ek olarak montaj hatları dolum – ambalajlama makineleri, gıda sektörü, iş makineleri, motorlu araçlar gibi neredeyse hemen her alanda bu sistemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, döküm yataklar için kullanabilecek otomatik beslemeli bronz montaj sistemi incelenmiştir. Sistemin tasarım ve animasyon bölümü Catia uygulamasında ve pnömatik devre FluidSim paket programında yapılmıştır.
    .
  46. Bantlar Arası Pnömatik Transfer
    Cengiz Görkem Dengiz, Mahmut Can Şenel, Mustafa Yashar Jumaah Shwrba – Ondokuz Mayıs Üniversitesi
    .
    Pnömatik sistemler endüstri proseslerinde ve otomasyon uygulamalarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Orta ve büyük ölçekli işletmelerin tamamında küçük işletmelerin ise bir kısmında pnömatik sistemler kullanılmaktadır. Robotik uygulama ve otomasyon sistemleri pnömatik sistemlerin kullanıldığı başlıca sektörlerden biridir. Bu çalışmada, iki üretim bandı arasında transferi sağlayan pnömatik transfer tertibatı tasarlanmıştır. Devre ile bant üzerindeki ürünler alınarak 90° döndürülmekte ve diğer banda aktarılmaktadır. Kurulan devrelerin FluidSIM paket programında simülasyonu gerçekleştirilmiştir.
    .
  47. Hidrolik Sistemlerde Kompozit Malzeme Kullanımı Alanları
    Bahar Uymaz – Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi
    .
    İleri kompozit malzemelerin otomotiv ve havacılık sektörleri başta olmak üzere yoğun kullanım alanı bulduğu uygulamalar ve tartışmasız birçok üstünlüklerine rağmen hidrolik sistemlerdeki kullanım oranı ihmal edilecek kadar düşüktür. Literatürde hidrolik silindirlerde polimer matris kompozit kullanımı üzerine çalışmalara rastlanmıştır. Benzer şekilde kompozit malzemelerin valf sürgülerinde sert yüzey kaplama ile kullanımı üzerine de bazı çalışmalar mevcuttur. Ancak bahsedildiği üzere yüksek bir kullanım oranı yakalayamadığı görülmüştür.Bu çalışmada hidrolik sistemlerdeki alt komponentlerin kompozit malzemeden üretilmeye uygun olarak tasarlanması ve kullanılabilecek uygun kompozitlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır.
    .
  48. Elektrik Motorlarının Enerji Verimliliği Açısından Piyasa Gözetimi ve Denetimi Faaliyetleri
    M. Hürol Mete, Berker Karagöz, Murat Özgül, Melik H. Hamidioğulları – T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
    .
    Sanayinin en önemli girdilerinden biri olan enerji, ürün maliyetlerindeki önemli kalemlerden birini oluşturmaktadır. Üretiminde kullanılan kaynakların yerlilik oranlarının artırılmasına yönelik çalışmalara rağmen enerji ithalatı cari açığın oluşmasında belirleyici bir paya sahiptir.Yapılan tespitlere göre sanayide harcanan elektriğin %69’undan fazlası alternatif akım (AC) elektrik motorları tarafından kullanılmaktadır [1]. Söz konusu tüketimin azaltılması amacıyla yüksek verimli elektrik motorlarının kullanımı enerji kaynaklarını ithal etmek durumunda olan ülkemiz için hem dış ticaret açığının azaltılmasında hem de daha düşük maliyet ile üretim yapabilecek sanayici için uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artırılması noktasında büyük önem arz etmektedir.11. Kalkınma Planı, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ve Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile yerli sanayinin gelişiminde üretim çeşitliliğinin ve katma değerinin yanı sıra verimliliğinin de artırılmasının önemi vurgulanmış olup ürünlerin enerji verimliliği konusu öncelikli faaliyetler arasına alınmıştır [2],[3],[4],[5].Enerji verimliliği mevzuatına tabi bir ürün olan elektrik motorları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumluluğunda yer almakta olup bu bağlamda elektrik motorlarında enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik projeler ve denetimler Bakanlık tarafından yürütülmektedir.Bu bildiride, hem bağımsız olarak piyasaya arz edilen hem de fan, kompresör, vb. makinalara ilişik durumdaki elektrik motorlarının enerji verimliliği ve eko tasarım gerekleri ile ilgili olarak teknik mevzuat uyumunu değerlendirmek amaçlanmıştır.
  49. Gemi Dizel Motorlarının Bakım İşlemlerinde Hidrolik Gücün Kullanılması Üzerine Bir Çalışma
    Murat Yapıcı – Galatasaray Üniversitesi Denizcilik MYO
    .
    Gemi dizel motorları birçok hareketli ve sabit parçadan oluşmaktadır. Bu parçaların boyutlarının büyük olması bakım işlemleri esnasında geleneksel araç gereçlerin dışında güç gerektiren aletlere ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır. Özellikle parçaların bakım amacıyla sökülmesi ve takılması için büyük güç gerekmektedir. İhtiyaç duyulan güç hidrolik yağ kullanımı ile giderilmektedir.Çalışmada gemilerde kullanılan söküm araç gereçlerinin gelişimi ve günümüzde hidrolik güçten nasıl yararlandıkları açıklanmıştır. Sistemin üstünlükleri ve emniyetli çalıştırılması konusunda bilgiye yer verilmiştir.
    .
  50. Lojik Valfler
    Faruk Kartal – Modül Eğitim Araçları
    .
    Kartuş valf olarak adlandırılan valfler, kapaklı kartuş ve vidalı kartuş valf olarak iki gruba ayrılır. Ülkemizde kapaklı kartuş valfler, lojik valf olarak tanımlanmaktadır. Lojik valfler, yüksek debi geçirgenliği, sızdırmazlık oranlarının yüksek olması, esnek yapıları nedeniyle birçok uygulamada karşımıza çıkmaktadır. Konu ile ilgili yerli kaynakların olmaması gerekli bilgilere ulaşmamızı zorlaştırmaktadır. Makine tasarımcıları, bakım mühendisleri ve bakım teknisyenleri için çalışma sistemleri, kullanımı ve uygulamada dikkat edilecek teknikler bu açıdan önemlidir.Bu valflerin yapısı basit olmasına rağmen blok içinde kullanılması ve karmaşık blok yapıları nedeniyle anlaşılırlığı zorlaştırır. Yaklaşık 30 yıllık deneyimim doğrultusunda eğitimlerim ve endüstride gördüğüm ihtiyaçları gidermeye çalışacağım.
    .
  51. Hidrolik Yağ Soğutucularının Kullanımında Yapılan Hatalar ve Isıtıcılar
    Faruk Kartal – Modül Eğitim Araçları
    .
    Hidrolik bir sistemin verimliliğini ve arıza sıklığını belirleyen en önemli etken, hidrolik akışkanın sıcaklığıdır. Akışkan sıcaklığı aynı zamanda sızdırmazlık elemanları ile hidrolik akışkanların çalışma ömrünü doğrudan etkilerken diğer devre elemanlarını da dolaylı olarak etkiler. Akışkan sıcaklığını ideal çalışma koşullarında tutabilmek için soğutucu ve ısıtıcı adını verdiğimiz düzenekler kullanılır. Soğutucu veya ısıtıcıların devre üzerine yerleştirilmesi yeterli çözüm değildir. Öncelikle ısıyı yaratan sorunları tespit edip bunları ortadan kaldırmak gerekir. Eğer bu mümkün değilse ısıtıcı ve soğutucu kullanılır.Akışkan sıcaklığını değiştiren bu cihazların seçimi ve tank üzerine yerleşimi çok önemlidir. İşte bu çalışma, bu cihazların seçimi ve kullanımında yapılan hataları ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır.
    .
  52. Hava Aracında Bulunan İniş Takımı Açma–Kapama Altsisteminin Düşük Sıcaklıktaki Performansının Benzetim Aracı İle İncelenmesi
    Ersin Sirkeci – Tusaş
    .
    Bir hava aracında, eyleyiciler genel olarak hidrolik güç sistemleri yardımıyla çalışmaktadır. Özellikle iniş takımlarının açılmasını ve kapanmasını sağlayan eyleyiciler de bir hidrolik altsistem sayesinde çalışmaktadır. Bu çalışmada bu hidrolik altsistemin Amesim benzetim aracıyla bir boyutlu termal hidrolik benzetim modeli oluşturulmuştur. Bu model temel olarak; eyleyiciler, yön kontrol valfleri, akış kısıcılar, çek valfler ve boru hatlarından oluşmaktadır. Hava aracındaki hidrolik güç sistemi yardımıyla çalışan diğer eyleyicilerin aksine, iniş takımları uçuş fazı göz önünde bulundurulduğunda dar bir zaman aralığında kullanılmaktadır. Bu durum, iniş takımı altsisteminin uçuş fazındaki çevresel şartlardan dolayı düşük sıcaklıkta kalmasına neden olur. Diğer yandan, hava aracındaki diğer eyleyicilerin sık kullanılması, hidrolik akışkanın yüksek sıcaklıklarda seyretmesine neden olur. Bu modelde, düşük sıcaklıktaki iniş takımı altsisteminin açılma ve kapanma esnasında kullanılacak olan yüksek sıcaklıktaki hidrolik akışkan ile etkileşimi ve bunun sonucunda iniş takımı açma – kapama hidrolik altsisteminin performansı incelenmiştir.
    .
  53. Hava Aracı Hidrolik Rezervuarı Piston Sürtünme Davranışının Pompa Emiş Basıncı Üzerine Etkisinin Benzetim Araçları İle Değerlendirilmesi
    Ayşe Dilek Özkan, Onur Özdemir – Tusaş
    .
    Bazı hava araçlarında, hidrolik güç aktarma sistemleri ağırlık kazancı amacıyla tercih edilmektedir. Bu hidrolik güç sistemleri, motordan aldığı mekanik gücü pompa aracılığı ile akışkan gücüne dönüştürmektir. Pompa çıkışından sonra borulama, filtre ve valf grupları aracılığı ile bu güç hidrolik eyleyicilere iletilmektedir. Depolama amacı ile kullanılan rezervuarlar, bilinen rezervuarlardan farklı olarak, sürekli basınç altında tutulan “bootstrap” tipi rezervuarlardır. Bu rezervuarlarda bulunan hareketli piston mekanizması, sistemden çekilen yüksek basınçlı hat ile uçuş profili boyunca farklı manevralarda basıncın korunmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Sızdırmazlığın önem arz ettiği rezervuarlarda kullanılan, dinamik conta sürtünme davranışı, bu çalışma kapsamında ele alınmıştır. AMESIM benzetim aracı yardımı ile oluşturulan bir boyutlu fiziksel ve matematiksel hidrolik sistem benzetim modelleri kullanılarak, çeşitli sürtünme modelleri ve parametrelerinin pompa emiş basıncı üzerine etkileri değerlendirilmiştir.
    .
  54. Uçaklarda Ağırlık Merkezi Kontrolünün Yakıt Sistemiyle Sağlanması
    Yunus Suat – Tusaş
    .
    Uçaklarda yakıt sisteminin birincil görevi yakıtı güvenli bir şekilde depolayıp motorları her koşulda beslemektir. Birçok hava aracında yakıt sistemi birincil göreve ek olarak uçak ağırlık merkezi kontrolünün sağlanması fonksiyonunu da yerine getirmektedir. Uçaklarda birden fazla yakıt tankı mevcuttur. Uçağın görevi esnasında ağırlık merkezinin istenilen limitler içerisinde kalmasını sağlamak amacıyla tanklar arasında yakıt transferi gerçekleşir. Bu işlem sistemde bulunan pompalar, valfler ve sensörler vasıtasıyla olmaktadır. Bu çalışma kapsamında kanatlarda gövdede ve kuyrukta olmak üzere toplam yedi tane yakıt tankı bulunan uzun menzilli bir yolcu uçağının uçuş profili süresince ağırlık merkezi kontrolünün yakıt sistemiyle sağlanmasının Amesim benzetim programı kullanılarak modellenmesi ve benzetim sonuçlarının değerlendirilmesi sunulmaktadır.
    .
  55. Uzaktan İnsansız İş Makinası Kontrolü
    Bahadır Atılgan – Mert
    .
    Can güvenliği bakımından, bazı çalışmalar uzaktan yapılmak zorundadır. Örnek olarak mayın temizleme, orman atıkları temizleme, tehlikeli eğimlerde çalışmak bu kapsama girebilir. Bu şekilde yapılan çalışmalar eğer belirli bir uzaklıktan kameralar ve uzaktan kumanda sistemleri ile yapılırsa daha emniyetli olmaktadır. Uzaktan kumanda, kontrol edilmekte olan makinanın hidrolik yürüme sistemini, servis hareketlerini kontrol edebilmekle beraber makinanın üzerindeki dizel motor bilgilerinin, hidrolik sistem bilgilerinin, arıza bilgilerinin uzaktaki kullanıcı tarafından görüntülenebilmesini (gerçek zamanlı) de sağlamaktadır. Bunların yanı sıra, kullanıcı tüm operasyonu aynı zamanda kameralar aracılığı ile de izlemektedir. Bu bildiride “uzaktan insansız iş makinası kontrolü” kavramının nasıl uygulanabilir olduğu anlatılacaktır.
    .
  56. Elektronik Flow Share
    İdris Yalçınkaya – Mert
    .
    Güç tüketiminin sınırlı olması, mevcut pompa debisinin yeterli olmaması gibi sebepler hidrolik sistemlerde arzu edilen birden fazla fonksiyonun aynı anda gerçekleşmesini engelleyebilir. Durum böyle iken mevcut debi sistemdeki örneğin ilk valfi beslemeye yeterken, operatörün ikinci bir hareketi devreye almasıyla, mevcut debi artık iki valfi birden beslemeye yetemeyebilir. Bu tür durumlarda Hidrolik akışkan doğası gereği düşük dirençle karşılaştığı yere akacaktır. Ve belki de operatörün ilk devre soktuğu valften sıfır debi geçecektir. Yani operatör ikinci hareketi devreye aldığı için birinci valfin hareketi duracak ve istenmeyen durum ortaya çıkacaktır. Farklı sistemler için valf sayıları artabilir. Örneğin mevcut debi 1. ve 2. valfe yetiyor iken 3. 4. 5. 6. valflerin hep birlikte veya çeşitli kombinasyonlar ile devre girmesi halinde yeterli gelmeyebilir. İşbu bildiri, mevcut debinin yeterli olmadığı hallerde çoklu hareketin yapılmasına olanak sağlayan elektronik akış paylaştırma ile ilgilidir.
    .
  57. Hidrolik Valflerin Aktüatör Teknolojisi
    Arda Tanikyan – Mert
    .
    Günümüzde hidrolik ile elektrik artık iç içe geçmiş bulunmaktadır. Bu bildiride genel hatlarıyla hidrolik valflere bağlanan elektrohidrolik aktüatörlerin çalışma prensipleri ve teknolojilerinden bahsedilecektir. Elektrohidrolik aktüatörlü sistemlerde maksimum verim alabilmek için gerekli ön koşullar değerlendirilecektir. Detaylı tanımdan sonra Danfoss elektrohidrolik aktüatörlerin çeşitleri, haberleşme ve kontrol metotları incelenecektir. Bildiri sonunda genel hatlarıyla elektrohidrolik aktüatorler ve kontrol metotlarıyla ilgili kapsamlı bir bilgi verilmesi hedeflenmektedir.
    .
  58. Rüzgar Jeneratörleri Hidrolik Sistemi
    Burkay Hasan Gülbahar – Mert
    .
    Günümüzde kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisi; tükenmeyen, temiz, güvenilir ve bunların yanında sağlayacağı kazanç ile yenilenebilir olması temel alındığında düşük maliyetli bir enerji kaynağıdır. Bu çalışmada, rüzgar enerji santrallerinde kullanılan hidrolik sistemlerden bahsederken, bununla birlikte, rüzgar enerjisinin dünya ve ülkemizdeki durumu analiz edilecektir. Bu çalışma, hidroliğin var olduğu bir sistemi, hidrolik mühendisliği açısından incelemenin yanı sıra diğer yandan bir farkındalık yaratma projesidir.
    .
  59. Tersinir Hidrolik Fan Drive
    İsmail Tunca – Mert
    .
    Günümüzde kullandığımız soğutma sistemlerinde fan tahriki belirlenirken tüm faktörler dikkatlice ele alınmalıdır. Sistem tasarımını oluştururken üzerinde durulacak en önemli faktör tersinir sistemin gerekli olup olmadığını belirlenmesidir. Tersinir olma özelliği gerekli ise hidrolik fan drive en iyi seçim olacaktır.Bu bildiride, tersinir fan drive teknolojisinin halihazırda kullanılmakta olan temel sistemlerinin yanında, geçmişte nadiren kullanılan ve günümüzde iyileştirme/geliştirme çalışmalarıyla optimize edilen bir sistem anlatılacak ve tersinir olma işlevine sahip hidrolik fan drive sistemlerinin kilit noktaları gözden geçirilecektir.
    .
  60. Hidrolik Sistemlerde Enerji Verimliliği
    Eren Uğurlu – Mert
    .
    Hidrolik sistemlerde kullanılan bileşenlerin ve sistem tasarımının gelişmesi ile enerji verimliliği konusu son yıllarda daha fazla önem kazanmıştır. Bu süreçte, sektör işletmeleri müşterilerine avantaj sağlaması bakımından geleneksel tasarıma sahip sistemlerden ziyade enerji tasarrufu sağlayan modern çözümler sunmayı hedeflemekte ve bu sayede geleneksel sistemlerdeki kayıpları minimize etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada istenmeyen güç kayıpları nedeniyle açığa çıkan enerji sarfiyatının çeşitli durumlar için minimize yöntemleri incelenmiştir. Bu durum, son kullanıcıya karşılaştığı enerji maliyetlerinde büyük bir avantaj sağlamakla beraber, makine imalatçılarının ve dolayısıyla sektörümüz işletmelerinin de tercih edilmesini sağlayan faktörlerden biridir.
    .
  61. Piezo Teknolojisinin Pnömatik Sistemlerde Kullanımı
    Kerem Yiğit Göktaş – Festo
    .
    Dijital devrim ile birlikte endüstride kullanılan temel enerji kaynaklarında da fonksiyonellik ve verimlilik ön plana çıkmıştır. Örneğin akıllı sürücülere sahip servo motorlar eski nesil motor invertör teknolojisine göre çok daha esnek ve verimlidir. Diğer taraftan Pnömatik sistemlerde uzun yıllardır çok fazla yenilikçi çalışma gerçekleşmemiş, basit hareketlerin bulunduğu alanlarda pnömatik sistemler konumunu ancak koruyabilmiştir. Özellikle asya pazarınının büyük arz yapısı sayesinde diğer teknolojilere göre elektronik sektöründe fiyatlar her geçen gün çok daha rekabetçi hale gelmiştir. Piezo teknolojisi tam bu noktada pnömatik teknolojisiyle birleşerek daha esnek ve verimli pnömatik sistemlerin ortaya çıkmasında büyük rol oynamaktadır. Piezzo teknolojisinin hassas kontrol yapısı, uzun ömür ve sessiz yapısı pnömatik teknolojisinin daha da yaygınlaşmasına ön ayak olacaktır. Bu çalışmada piezzo valflerin çalışma prensipleri ile birlikte medikal ve sağlık sektörü başta olmak üzere bir çok farklı endüstriyel uygulamada sağladığı faydalar örneklerle incelenmiştir.
    .
  62. Hidrolik Araç Yürüyüş Sistemlerinde Verimlilik
    İbrahim Onur Çelik – Dana Brevini Turkiye
    .
    Verimlilikteki çok küçük iyileşmelerin bile hayati önem kazandığı günümüzde araç yürüyüş sistemleri ile ilgili farklı yaklaşımlar, iyileştirmeler ve optimizasyon çalışmaları artan ivme ile devam etmektedir. Her araç yaptığı işe , ağırlığına, yol ve ortam koşullarına bağlı olarak farklı özellikler taşır. Yürüyüş sistemlerinin bu özelliklerin yarattığı gereksinimlere cevap verebilmesi önemlidir. Bu bildiride, yol dışı araç yürüyüş sisteminde hidrolik komponentlerin yoğun olarak kullanıldığı sürekli değişken güç aktarma organları ve verimlilikleri (CVT – Transmission) incelenecektir.
    .
  63. Havacılık Sektöründe Kritik Sistemlerin Yerlileştirilmesinin Önemi: Hidrolik Sistemi Örneği
    Oğuzhan Özdemir – Tusaş
    .
    Havacılık ve uzay sektöründe geliştirilen özgün ürünlerde kullanılan malzeme, ürün, sistem/alt sistem ve bileşenlerde dışa bağımlılığın en aza indirgenmesi amacıyla yerli ve milli imkân ve kabiliyetlerin azami şekilde kullanılması stratejik hedef olarak belirlenmiştir. Özgün ürünlerin pek çoğunda kullanılan ve hava aracı için kritiklik arz eden sistemlerin yerlileştirilmesi öncelik taşımaktadır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de mekanik güç aktarımının bulunduğu tüm endüstriyel makinelerde hidrolik sistemler kritik bir bileşen olarak değerlendirilmektedir. 17. yy’dan bu yana kullanım alanları ve teknolojisi gelişen hidrolik sistemler, havacılık alanında da birçok işlevin gerçekleştirilmesinde görev almakta ve kullanıldığı platforma bağlı olarak kritik görevler üstlenmektedir. Otomotiv, inşaat makineleri, üretim sistemleri gibi çok çeşitli alanlarda uygulamaları bulunan ve akışkanlar dinamiği ilkeleri ışığında tasarlanan temel hidrolik sistemler, havacılık sektörünün tabi olduğu sıkı sertifikasyon ve kalifikasyon gereksinimleri nedeniyle üretim ve sürdürülebilirlik açısından zorlu bir geliştirme sürecine tabidir. Kullanıldığı platform, ilgili platformun görev aldığı koşullar, çalışma özellikleri, filtre hassasiyeti, kullanılan pompaların devirleri ve standartlar gibi çok farklı parametrelere bağlı olarak diğer endüstriyel hidrolik sistemlere göre daha sıkı ve zorlu gereksinimlere uygun olarak tasarlanmalı ve üretilmelidir. Bu çalışmada havacılık sanayinde kullanılan hidrolik sistemlerin genel özelikleri, yaygın kullanım şekilleri, ülkemizdeki hidrolik teknolojisi altyapısı ve değerlendirmeler ile ilgili öngörüler sunularak hidrolik sistemin yerlileştirme faaliyetlerine yönelik yol haritası oluşturma yöntemi ele alınacaktır.
    .
  64. Hidrolik Pnömatik Parça Üreticilerinde Dijital İkiz Oluşturma
    Akın Terzi – Dijital Platform
    .
    Günümüzde Endüstri 4.0 ve Dijitalleşmenin ne kadar elzem olduğu konusunda bir fikirbirliği oluşmuş durumdadır. Hidrolik ve pnömatik parça üreticilerinin neden ve nasıl dijital ikizlerini oluşturması gerektiği, markalarını global dünya pazarında nasıl konumlandırabileceği; diğer yandan ise o verilere satın almacı, tasarımcı, planlamacı ve ArGe mühendislerinin o zengin verilere nasıl özgün formatlarda ulaşabileceğinin ve bu iki kitlenin en doğru şekilde teknolojik olarak nasıl ulaşılacağı konusu günümüz sanayici pazarının en önemli alanlarındandır.
    .
  65. Kapalı Çevrim Hidrolik Yürüyüş Sistemlerinde Yeni Nesil Akış Bölücülerin Kullanımı
    Hakan Erdoğan – Bosch Rexroth
    .
    Gelişen teknoloji ile birlikte sanayinin birçok alanında hidroliğin gücünden, verimliliğinden ve kullanım kolaylığından faydalanmaya devam ediyoruz. Mobil inşaat, tarım ve şehir içi iş makinalarının yürüyüş sistemlerinde açık ve kapalı çevrim hidrolik yürüyüş sistemleri kullanılmaya devam etmektedir. Makina üreticileri, artan rekabet ile birlikte firmalarının kültürlerine ve hedef pazarlarına en uygun sistemleri makinalarına uygulamaktadırlar. Makina üreticileri bir yandan makinayı oluşturan parçaların maliyetlerinde tasarruf etmek isterken diğer yandan da verimliliğin, kullanım kolaylığının, güvenlik önlemlerini ve teknolojilerini geliştirmek ve ilerletmek istemektedirler.
    .
  66. Sivil Jet Uçaklarda Farklı Değişken Deplasmanlı Pistonlu Pompa Tiplerinin Güç Tüketimine Etkisinin İncelenmesi
    Alper Bulut – Tusaş
    Ömer Keleş – Gazi Üniversitesi
    .
    Bu çalışmanın amacı, sivil jet uçaklara uygun hidrolik sistem ile hidrolik pompa tasarlanması ve hidrolik sistemlerde kullanılan pistonlu pompaların güç tüketiminin incelenip buna bağlı olarak bir pistonlu pompa tipinin seçilmesidir. İki farklı değişken deplasmanlı eksenel pistonlu pompa tipi incelenmiştir. Bunlar; sabit basınçlı pompa ve çift basınç seviyeli pompa olarak adlandırılabilir. Literatürden elde edilen uçuş evrelerinin farklı yük ve debi gereksinimleri, pompaların tasarımında girdi olarak kullanılmıştır. Pompa tiplerinin AMESIM programı ile bir boyutlu modellemesi yapılmıştır. Yine AMESIM programı ile bir hidrolik sistem modellenmiştir. Bu sistemin iki farklı pompa tipi ile simülasyonu yapılıp performansı ve güç tüketimi incelenmiştir. Aynı zamanda elde edilen verilerin doğrulanması amacıyla seçilen bir pompa tipi ile test yapılıp sonuçlar simülasyon ile karşılaştırılmıştır.
    .
  67. Mobil Hidrolikte CANBUS, CANOPEN VE CANJ1939
    Kerim Karagözler – Elfatek Elektronik
    .
    Canbus nedir? Hangi protokoller nerelerde kullanılır. İş makinelerinde kullanılan mobil valflerin haberleşme protokolleri, devreye almalarda yaşanılan problemler ve çözümleri.
    .
  68. Otonom İş Makinalarına Giriş
    Kerim Karagözler, Hasan Uğuz – Elfatek Elektronik
    .
    Yapay zeka ve Makine öğrenmesi, Otonom iş makinelerinin kullanım örnek kullanım alanları sunum olarak anlatılacak. 1m x 0,5m lik elektrik li bir otonom prototip bir araç çalışması atölyede gösterilecek. Otonom iş makinelerin deki temel birleşenler ve çalışma mantıkları anlatılacak.
    .
  69. Üç Kademeli Çift Etkili Yağsız Su Soğutmalı Pistonlu Kompresörlerde Isı Geri Kazanım Sistemi Uygulaması
    Sinan Pişirici, Ömer Faruk Aydemir, Kaan Şengül – Dalgakıran Kompresör
    .
    Dünyada tüketilen endüstriyel elektrik enerjisinin %15’i kompresörler tarafından kullanılmaktadır. Kompresörlerin ise tükettiği enerjinin %94’ü ısıya dönüşmekte, geri kalan kısım kullanılabilir basınçlı hava enerjisi olarak elde edilmektedir. Günümüzde yükselen enerji maliyetleri de düşünüldüğünde kompresör sistemlerdeki atık ısı enerjisinin geri kazanımı oldukça avantajlı ve neredeyse bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Yürütülecek çalışma ile 220kW çalışma gücünde, üç kademeli, 40 bar, su soğutmalı yağsız bir pistonlu tip kompresöre ısı geri kazanımı uygulaması ve bu uygulamanın sistemsel modeli kurgulanacaktır. Bu model ile farklı çalışma senaryolarında sistemin tepkisi gözlenebilecek ve isterlerin sağlandığı görülecektir. Makinenin boşa geçmesi durumu veya kullanım suyunun kullanım miktarının değişmesi gibi durumlar da dahil olmak üzere tüm senaryolar kurgulanıp sistemin düzgün çalışması sağlanacaktır. Sistemde PID algoritmalı, pnömatik aktüatörlü oransal vanalar, sıcaklık sensörleri, sıcak su tankı ve ısı değiştiricisi kullanılacaktır. Kurulan sistem modeli ile makinenin soğutma performansının da kontrol edilerek kullanım suyunun istenilen sıcaklık ve debide olması sağlanacaktır. Makinenin üç kademeli olması sebebiyle, üzerinde üç farklı eşanjör bulunmaktadır ve bu sistem üç eşanjör ile eş zamanlı olarak çalışmaktadır. İstenilen kullanım suyu sıcaklığı 85°C-90°C aralığındadır. Bu sebeple kademeler arası eşanjörler ikiye ayrılacak, ilk eşanjörden sıcak su sağlanırken ikinci eşanjör havanın sıcaklığını makinenin sağlıklı çalışmaya devam edebilmesi için 45°C seviyelerine düşürecektir. Bu iki eşanjöre giren debi de oransal vanalar ile sıcaklık kontrollü olarak sağlanacaktır. Tüm bu çalışmanın sonucu olarak elde edilen ısı geri kazanım miktarı da anlık olarak ortaya konularak 220kW gücündeki bir kompresörden maksimum ısı geri kazanım verimi sağlanmış olacaktır. Bu sayede elde edilecek yıllık kazanç da çalışmada yer alacaktır.
    .
  70. Yağ Enjekteli Vidalı Kompresörlerde Pnömatik Yağ Giriş Hatının Enerji Verimliliğine Etkisi
    Buğrahan Bahadır, Batur Abalıoğlu – Dalgakıran Kompresör
    .
    Kompresörler endüstride tüketilen elektrik enerjisinin %15’lik kısmını kapsamaktadır. Dolayısıyla kullanıcı için kompresörlerin enerji verimliliğinin önemi makine tercihlerinde çok önemli bir yere sahiptir. Yağ enjekteli vidalı kompresörlerde müşteri için önemli çıktılar kapasite (m^3/min), basınç (bar) ve özgül güçtür (kw/m^3/min). Özgül gücün düşük olması kompresörün daha verimli olduğu anlamına gelmektedir. Bunun için de kompresörün çektiği paket gücünün minimize edilirken kapasitenin maksimum olması hedeflenmektedir. Yağ enjekteli vidalı kompresörlerde yağın kullanılma sebebi rotorların yağlaması, havanın geri kaçışını engellemesi, havanın ve rotorların soğutulmasını sağlamaktır. Kompresörde kullanılacak yağ miktarını belirlerken, vidanın ihtiyaç duyduğu yağ debisi dakikada yaklaşık olarak 2.5 tur atacak şekilde hesaplanıp belirlenmektedir. Kompresörün içinde kapalı bir yağ çevrimi vardır, yağ içerideki basınç farkına göre hareketini sağlamaktadır. Bu sebeple, pnömatik hortumların çapları kompresörün yağ debisini direk olarak etkilemektedir. Yağ miktarının optimizasyonu yaparken pnömatik hortumların çaplarında farklı iterasyonlar yapılarak teorik hesaplamalarla ve testlerle doğrulanmaktadır. Teorik hesaplar sonucunda belirlenen optimum seviyelere yakın pnömatik hortum çap ölçüleri belirlenerek test aşamasına geçilmektedir. Test aşamasında, belirlenen pnömatik hortum çaplarının doğrulamalarını yaparken, vida giriş yağ debisi, enerji tüketimi (paket güç), hava ve yağ sıcaklık değerleri ve kapasite ölçümleri yapılmaktadır. Kompresörde herhangi bir hararet problemi ile karşılaşmamak için hava ve yağ sıcaklıklarının uygun olduğu değerler kabul edilerek, enerji tüketimi minimum seviyeye indirilmiş bir pnömatik sistem tasarımı yapılacaktır. Belirlenen pnömatik hortum çapının, enerji verimliliğini ne kadar etki ettiği gösterilmektedir. Enerji verimliliğinin müşteriye sağlayacağı yıllık kazançta çalışmalarda yer almaktadır.
    .
  71. Sızdırmazlık Teknolojilerinde Kompozit Malzemelerinde Tasarım
    Öz Erman Arusan, Ezgi Özgünerge Falay, Burcu Çalışkanelli – Arnes Mekanik
    .
    İki veya daha fazla malzemenin fiziksel bazı özelliklerinin (hafiflik, dayanım, esneklik, vb.) geliştirilmesi amacıyla birbiri içerisinde çözünmeyecek şekilde birleştirilmesiyle oluşturulan ve meydana geldiği malzemelerden farklı özelliklere sahip yeni tür malzemelere kompozit malzemeler denilmektedir. Malzeme teknolojisindeki gelişmelerle birlikte, kompozit malzemeler sanayi ve teknoloji uygulamalarında gittikçe artan oranlarda kullanılmaya başlanmıştır. Kompozit malzemeler uzay teknolojisi, robot teknolojisi, kimya sanayisi, inşaat ve yapı sektörü, otomotiv sektörü, elektrik-elektronik sektörü, gıda ve tarım sektörü gibi çok çeşitli alanlarda kullanılabilmektedir. Bu malzemeler sahip oldukları yapısal ve karakteristik özelliklerinden (uzun ömür, hafiflik, yüksek kimyasal ve mekanik dayanım, ısıl ve elektriksel iletkenlik, korozyona dayanım, kalıplama kolaylığı, rijitlik, estetiklik ve ekonomiklik) dolayı birçok sektörde diğer malzemelere göre daha fazla tercih edilmektedir. Kompozitlerin yaklaşık % 90’ı plastik esaslı matrislerden üretildiklerinden, kompozit malzemelere takviye edilmiş plastikler de denir. Takviye edilmiş plastikler, düşük üretim maliyetleri, kolay şekil almaları ve amaca uygun üretilebilmeleri nedeniyle pek çok alanda verimli bir şekilde kullanılırlar. Gelişen teknolojiyle birlikte son yıllarda kompozit özellikteki mühendislik plastikleri sızdırmazlık teknolojilerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Sızdırmazlık elemanları çok çeşitli ekipmanlarda kullanılan, hareketli veya hareketsiz makine parçaları arasında her türlü maddenin sızmasını önleyen elemanlardır. Sızdırmazlık elemanları, otomotivden hava sanayiine, sıhhi tesisattan petrokimya endüstrisine kadar her türlü makine ve iletim sisteminin en önemli parçalarındandır. Bu kadar yaygın kullanım alanına sahip olan sızdırmazlık elemanlarının malzemeleri ülkemizde genellikle ithal olarak temin edilmektedir. Çoğu zaman basit bir bileşen olarak görülen sızdırmazlık elemanlarının ömrü, kalitesi ve güvenilirliği sistemin genel verimliliği üzerinde büyük etkiler yaratır. Görünüş olarak birbirine çok benzeyen sızdırmazlık elemanları, ölçüsel tolerans, kesit farkı, malzeme kalitesindeki farklılık gibi özelliklerden dolayı uygulamada beklenmeyen ve istenmeyen kötü sonuçlar yaratabilir.
    Bu çalışmada, mühendislik plastiklerinin sızdırmazlık teknolojilerinde kullanımı ile ilgili detaylı bilgilerden bahsedilecektir. Mühendislik plastiklerinden üretilmiş sızdırmazlık elemanları ve bunların kullanım alanları hakkında bilgi verilecektir. Ayrıca, sızdırmazlık teknolojisinde kullanılan mühendislik plastiği türlerinin mekanik özellikleri karşılaştırılıp, avantajlarına ve dezavantajlarına göre kullanım alanlarında yarattıkları farklar belirtilecektir.
    .
  72. Yeni Nesil Tırtır Desenli Hidrolik Boru Kelepçesinin Tasarımı ve Geliştirilmesi
    Mustafa Açangül, Fatma Doğan – LMC Makina
    Tuğçe Yağcı – Manisa Celal Bayar Üniversitesi
    Adem Korkmaz – Twin Arge
    .
    Tırtır desenli bağlantı kelepçeleri, hortum bağlantı sektöründe yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu kelepçeler, istenilen kalite standartlarına ve müşteri beklentilerine bağlı olarak gelişmekte olup, konu üzerine araştırma ve geliştirme çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmada, hortum bağlantı sektöründe kullanılmak üzere, polimerik malzemeden imal edilmiş, uygun mekanik ve kimyasal özelliklere sahip bağlantı kelepçesinin tasarımı ve üretim çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, müşteri gereksinim ve isteklerinin belirlenmesi, istenilen özelliklere sahip polimer malzemenin seçimi, bilgisayar destekli tasarım programlarıyla ürün ve kalıba yönelik modelleme çalışmaları, kelepçe içerisinde bulunan tırtır deseninin oluşturulması ve orijinal ürünün pilot üretim faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Test ve karakterizasyon çalışmalarıyla, pilot üretimle elde edilen ürünün performans özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Kelepçede tırtır deseninin oluşturulması ve desen sürekliliğinin sağlanması amacıyla kullanılacak yöntemin, kalıp doldurma ve ürün estetiği üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. İlgili faaliyetlerle orijinal bir ürünün imal edilmesinin yanı sıra, yeni üretim prosesi parametreleri de ortaya koyulmuştur. Çalışma sonucunda, halihazırda yurtiçinde bir benzeri olmayan tırtır desenli bağlantı kelepçesi ürünün ithal ikamesi sağlanmıştır. Ayrıca, geliştirilen ürünün; malzeme seçimi, kalıp tasarımı ve üretim faaliyetleri bakımından daha düşük maliyet ile imali, bu ürüne, alanında yüksek rekabetçi bir nitelik kazandırmaktadır. Ayrıca, imali sağlanan yeni ürün ile firma ürün çeşitliliği ve pazar payı arttırılmıştır.